Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Engelli Olmak
Korkunç Mantar
Karakter Analizleri
Hipnoz Nedir?
Beden Dili Nedir
11 Eylül'ün Sırları
Ahlak krizleri
Ah O Zor Günler
İzm ve ist' ler...
Yahudilik Nedir?
İmza ve El Yazıları
Mikro Hadiseler
Solak insanlar
Hayat Denklemi
Işıkla karanlık
Nezaket kuralları
Bunları Biliyormuyuz
Deprem Nedir?
Padişahla Vezir
Huzura giden yol
Çatlak Kova
Erkek Çocuk İsimleri
Kız Çocuk İsimleri
Burcumuz ne diyor
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
   

biopsi ameliyatı

 

skopi cihazı ile operasyon

 Engelli olmak nedir... 

Engelli olmak... hastalık veya bir kaza sonucu fiziksel yada zihinsel yetileri zedelenmiş bireylere... doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, yada sakatlıklar vücudun görsel, işlevsel, zihinsel, veya ruhsal farklılıkları öne sürülerek, toplumsal tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, çevresinde türlü türlü engellerle karşılaşan kişilere verilen sıfattır.

Ancak yurdumuzda engellileri tarif etme konusunda kavram kargaşası yaşanmaktadır... (sakat-özürlü, veya engelli gibi) her biri farklı anlam ifade etse de, toplumun geneli tarafından aynı anlamdaymış gibi kullanılmaktadırlar... oysa 'sakat' kelimesi vücudunda hasta veya eksik bir organ olma halini yani fizyo anatomik bir durumu ifade ederken, 'engelli' kavramı, günlük yaşama dair temel eğitim, ulaşım, erişim ve saire gibi planlamalar yapılırken herkesin göz önüne alınmaması sonucu sakatların mağdur duruma düşürülmesini ifade eder. Bir başka ifadeyle, herkesin kolayca yararlandığı negatif haklardan (toplu ulaşım, eğitim, kamu binaları ve benzeri hizmetlerinden) yararlanamama durumunda sakatlığın değil, engellenmişliğin sorunsallaştırılması için 'engelli' kavramı yaratılmıştır... günümüz sosyal bilimlerinde konuyla ilgili iki temel bakış açısı vardır... bunlardan biri medikal model, diğeri ise sosyal model'dir... medikal model, 'sakatlığı olan bireye yada sakat kişinin yaşantısına değil, 'sakatlığa' odaklanır... yani sakatlığı daha en baştan sorun olarak ele alır ve sakatlığı düzeltmeye çalışır... sosyal model'de ise sakatlık hali ikinci plana itilerek, 'çevresel, fiziksel, mekansal koşullar toplumsal tutumlarla birlikte bireyi engelli kılmaktadır' denir. Yani sosyal model sakatlığı değil, engellenme halini sorunsallaştırır ve o hali düzeltmeye çalışır... bir anlamıyla sosyal model, medikal model'in antitezi gibidir.

Engelli kelimesi o kadar yapay bir kelime ki... bu, daha once kullanılmaya "çalışılan" özürlü kelimesinin yerine konmaya çalışılıyor, özürlü de ayrı bir facia kelime tabiki... bence öncelikle bu kelimenin "sakat" sözcüğünün yerine geçmesi için uydurulduğunu söyleyelim... sakat, toplum içinde bir aşağılanma ifadesi olarak algılanmamasına rağmen, dil zenginliği olarak "sakat" anlamına gelen ve sakat uzuvları tarif eden farklı kelimeler zamanla bir insana hakaret etme amacıyla kullanıldığı için "engelli" yerleştirilmeye calışılıyor... oysa çevremizde engellilere tepeden bakan öyle eli yüzü düzgün insanlar varki... bazılarının kafası tamamen sakat !...

Kör = görme engelli... sağır = isitme engelli... topal = yürüme engelli... gerizekalı = zihinsel engelli...

Körlerin sorunları ülkede çığ gibi birikmiş dururken, "kör" kelimesini yok etmeye çalışıp yerine "görme engelli" ibaresini getirmeye uğraşmak samimiyetsizliğin dikalası... birileri "körmüsün be adam" deyip hasmına hakaret ediyorsa, ileriki bir tarihte aynı hakareti "görme engelli misin be gerizekali" şeklinde de rahatca kullanabilir.

O zaman ne yapacagız?.. engelli yerine başka bir kelime mi uyduracağız?... demekki yapay sembollere takılıp duruyoruz... oysa önümüzde halledilmesi gereken bir ton öncelikli konu bekliyor... ama biz bunu anlamıyoruz.... özürlü kelimesinden daha iyi bir kelimedir... ancak neden kelime değiştirmeye gerek olduğu noktasını biraz irdelemek gerekir. Kelimeler asla suçlu olamaz... dünyadaki tüm sorunlar gibi bu kelime kargaşasını oluşturan sorun da insan ve düşünce kaynaklıdır... eğer bir ülkede bir dönem en çok kurulan küfürümsü aşağılama kelimesi "özürlü" "özürlü müsün" olmuş sa, daha öncesinde sakat kelimesi de aynı süreçten geçmişse ve engelli kelimesi de yavaş yavaş bazı kendini bilmezler tarafından bu negatif anlamla kullanılıyorsa, kelimeyi değiştirmekten öte insanların kafasını değiştirmek gerekir. Bu üç kelimeden birini söylediğim anlamda kullanan bir insana denk gelmemeyi umuyorum, çünkü denk geldiğimde tüm insani karakterime rağmen kaşımdaki insanı bu güzide aileye katacağımı adım gibi biliyorum.

Ve bu güzide ailede o tip insanlar yerine yaşama sevinci olan, saygının ve sevginin ne olduğunu bilen insanların çoğunlukta olduğunu vurgulamak isterim.... karmaşık bir konu değil mi?... net birşey yazmak çok zor... ancak özetle kelimeler değildir sorunlu olan, insan olmayı başaramayanlardır.

Her türlü anlam karmaşası bir yana engelli dediğimizde ilk akla gelmesi gereken engellenmiş olandır... yani bu onların değil engelleyenlerin kusurunu yansıtan bir kullanımdır... şöyle ki: insanların fiziksel veya zihinsel yetersizlikleri olabilir... hiç kimsenin iki dakka sonra bi araba tarafından çarpılıp veya bir felç geçirip bu durumla karşı karşıya kalmayacağının bir garantisi yoktur... hal böyleyken insanlar kendilerinin bu derece yakın olduğu bir meseleye biraz empatiyle yaklaşmalıdır... eğer onlara bu yetersizliklerini hissettirmemek için elimizden geleni yapıyorsak kişisel olarak üstümüze düşeni yapmış oluruz diyebiliriz... ama yeter mi?... tabi ki yetmez.

Kişisel olarak uygulanan saygı ve hoşgörü dışında devlet kurumlarının tasarımlarını, politikalarını ve her türlü projesini gerçekleştirirken bu kişileri göz önünde bulundurması gerekir... yetersizliği olan insanlar için sosyal projeler sosyal ortamlar ve iş imkanları gibi politikalar yanında günlük hayatta herkesin yararlandığı şehircilik ve kamu hizmetlerinden de optimum biçimde yararlanmaları için çalışmalar yapılmalıdır... iş ve çevre tasarımlarda ergonomik verileri göz önünde bulundurulmalıdır... yani engeller kaldırılmalıdır... ancak bu durumda sağlıklı bir toplumdan söz edebiliriz... aksi taktirde kendi yetersizliklerimizi irdelememiz gerekir... son zamanlarda bazı il ve ilçe belediyelerinin bu konuda az da olsa umut verici uğraşlar içine girdiğini görüp seviniyoruz elbette... ama bazı çelişkiler de var... örneğin: ismi lazım olmayan bir şehir de şehir içi otobüs hareket merkezinde belediyece yapılan umumi tuvalette engelli vatandaşlar için de özel bir bölme bulunmakta fakat bu bölmeyi kullanabilmek için engellenmiş olan vatandaşımız 15-20 merdiven inmek ve işini halledince geri çıkmak zorunda bırakılmaktadır... çok üzücü bir dalgınlıkla bir asansör veya benzeri bir uygulama söz konusu olmamıştır... bu da henüz bu bilincin tam olarak yerleşemediğinin bir kanıtıdır... maalesef.

Engelli olmak, özür sözcüğü daha çok kabahatli olmayı çağrıştırdığı için engel sözcüğünü kullanmayı daha doğru buluyorum. Engelli olmak deyince ilk akla gelen işitme, konuşma, görme, yürüme engelli olmak... benim aklıma bununla birlikte engelli olanların toplumsal yaşam içerisindeki sorunları geliyor. Hem engelli olmaktan kaynaklanan içsel sorunlar, hem de engelsizlerin bu probleme neden olduğu dışsal sorunlar ve yeni engeller... görünürde engelli olmayanların, engellileri göz ardı etmesi yüzünden etraflarına örülen ama görünmeyen duvarlar asıl engeli oluşturuyor...toplumsal yaşam içerisinde, kamusal alanların herkesin eşit ölçüde kullanım hakkı vardır. Bu hak engelli olanlar için de geçerlidir... engelliler grubunda davranışsal aktivitesi en fazla engellenenler yürüme engelli olanlar. Ancak, bizler, bugün için engelsiz görünenler, engellilerin kamusal alanları kullanma haklarına ne ölçüde katkıda bulunuyoruz?.. bunu sağlıyor muyuz, yoksa onlar için yeni engeller mi koyuyoruz.

Merdiven koyduğumuz yerlerin yanına kullanılabilen rampalar da yapıyor muyuz?... tekerlekli sandalyeli engellilerin kullanımına telefon kabinleri, WC'ler sunabiliyor muyuz?... kamu binalarında ve toplu ulaşım istasyonlarında asansör bulundurabiliyor muyuz? Asansör olmadığında kamusal hizmeti engellilerin ulaşabileceği zemin kata indirebiliyor muyuz?... zemin kata engelliler ulaşabiliyor mu, yoksa binaya uzaktan bakmak zorunda mı kalıyorlar?... engellileri gerçekten düşünüyor muyuz?... arazilerimizi toplumun refahı ve yaşam kalitesinin iyileşmesi adına yeniden biçimlendirirken engellileri hep göz ardına mı koyuyoruz. Bir gün (her an) bizim de engelli olabileceğimizi unutuyor muyuz?... bugüne kadar yaşadığım ülke Hollanda'da ve Almanya'da kamusal alanlarda dolaşabilen çok sayıda engelli insanlar gördüm... ilk bakışta, bu ülkelerdeki engelli insan sayısının daha fazla olduğu yanılgısına düşüyor insan. Ancak onlar için düşünülmüş ve üretilmiş olan, kamusal alan kullanımına ve hareket kabiliyetlerini artırmaya yönelik, çözümleri günlük hayatta görünce bizim ülkemizdeki engellilerin evlerinde hapis bırakıldığını da fark etmek zor olmuyor... örneğin: belediye otobüslerine tekerlekli sandalye ile binilebiliyor. Tren istasyonlarında engelliler için asansörler var. Telefon kabinleri, tuvaletler ve araç park yerleri de var... ve en önemlisi sokakta, kaldırımda, alışveriş merkezlerinde hiçbir engelle karşılaşmadan dolaşabiliyorlar. Aklımda kalan bir söz var: "Bir ülkenin-ve kuşkusuz toplumun- gelişmişliğinin göstergesi kaldırım yüksekliğidir" diye... kaldırım yüksekliği ne kadar az ise ve sadece yayalar tarafından kullanılıyorsa, o toplumun uygarlık seviyesi açısından gelişmişliğinden söz edebiliriz. Avrupa ülkelerinde görüyoruz ki yenilenen yollarda artık kaldırım yüksekliği de sıfırlanmış, araç yolu ve yaya yolu aynı seviyeye getirilmiş. Üstelik yaya kaldırımı kenarlarında hiçbir yerde bariyer, korkuluk vs. gibi ikinci bir sınırlama veya engelleme ögesi yok. Aslında buna gerek yok ki.., çünkü herkes kendi yolunu kullanıyor. Engellilere yol açalım, önlerine yeni engeller koymayalım ki, zaten varolan engelli halleriyle baş edebilsinler, toplumsal yaşam içerisinde yer alacak özgüvenlerini yitirmesinler. Onlara da yol açalım ki, yeteneklerinden, bilgi birikimlerinden, yaşam deneyimlerinden ve potansiyellerinden yararlanabilelim... insan vücudunun kan damarlarından birini nasıl yok sayamazsak, engelsizler ve engelliler olarak değil de, tüm toplum olarak hep birlikte varolalım ve zenginleşelim... temel ilkemiz İNSANA SAYGI olsun. Engelli olan kim?.. engelli görünenler mi, engelli görünmeyen biz engelsizler mi?..

Engelliler için dizayn edilip piyasaya sürülen bazı ürünler...  dünya çapında en güçlü ses tanıma yazılımı... bilgisayarda artık klayve kullanmadan yazabileceğiz, Türk teknoloji şirketi CTD Systems, bir ilke daha imza atarak, Türkçe konuşmaları bilgisayarda yazıya dönüştüren "dikte" yazılımını geliştirdi. Klavyeyi ortadan kaldıracak yeni teknoloji, kullanıcının sesini bir kez bilgisayara tanıtmasının ardından devreye giriyor ve sesle bilgisayara komut da verilebiliyor. CTD System A.Ş Ar-Ge Müdürü, yaptığı açıklamada, Türk araştırmacıları ve girişimcilerinden oluşan şirketlerinin, konuşma tanıma sistemleri üzerine 8 yıldır yürüttüğü çalışmalar sonucu "dikte" isimli yazılımı geliştirmeyi başardığını bildirdi. Çetintürk, "dikte"nin bugüne kadar "dünyada yapılmış ilk ve tek Türkçe konuşma-tanıma sistemi" olduğunu belirtti.

Görme engelliler 10 saniyede yazıyı okuyor

Bu teknoloji sayesinde ellerindeki telefonla yazıların, tabelaların, kitapların resimlerini çekerek 10-15 saniye içerisinde sesli olarak okuyabiliyorlar. K-NFB Reader Mobile cihazı şu anda İngilizce olarak okumaktadır. Cihazın Türkiye Distribütörü Braille Teknik firması çok yakın bir zamanda Türk görmeyenlerine Türkçe konuşturacaktır. Bu teknoloji görme engelliler alanındaki en son teknoloji olmakla birlikte işlevi en yüksek teknoloji sayılabilir. Zaten telefon görme engellilere uygun olarak Türkçe sesinde konuşturulmaktadır. Ayrıca GPS teknolojisi sayesinde görmeyenler konuşan bir telefonla konuşan ve adres tarifi yapan program sayesinde önemli bir bağımsızlık elde edebiliyorken, ellerindeki cihazla bir de kitap, tabela okudur hale gelmiş bulunmaktalar. Braille Teknik firması 4-5 ay gibi bir sürede bu cihazın Türkçe konuşur hale getirilmesine çalışmaktadır.

Görme engelliler artık işiterek algılama yapacak...
Hollanda'da geliştirilen yeni bir sistem, görme engellilerin cisimleri duyarak algılamalarını sağlıyor. Cihaz öncelikle kameradan görüntüleri ses dalgalarına çeviriyor. Sesler daha sonra görme engellilerin etraftaki cisimler hakkında fikir sahibi olabileceği bir formda kulağa veriliyor. Cihazın fiyatı ise 2 bin 500 dolar. Ayrıca ABD'li uzmanlar, görme engelliler için yazılı metinleri tarayarak sesli hale getiren yeni bir cihaz geliştirdi. Massachusetts'teki Kurzweil Eğitim Sistemleri adlı şirket tarafından piyasaya sürülen cihaz, bir kamera ve kişisel bir veri bankasından oluşuyor. Şu ana kadar 500 görme engelli tarafından denenen cihaz 3 bin 500 dolardan satışa sunulacak. Bu cihaz sayesinde görme engelliler, lokanta mönüsünden gazeteye kadar birçok yazılı metni kolaylıkla anlayabilecek.

GÖRME ENGELLİLERE YOL GÖSTEREN CEP TELEFONU

Finlandiya’da geliştirilen bir cep telefonu sayesinde görme engellilere artık köpekler değil, cep telefonu rehberlik ederek yol gösterecek. Finlandiya hükümetine bağlı Teknik Araştırmalar Merkezi VTT’ nin, yeni buluşu görme engellilerin kent içinde daha rahat hareket etmelerini sağlıyor. Uydu yoluyla herhangi bir kişi yada yerin koordinatlarını belirleyen GPS teknolojisi ve internetle çalışan telefon kişinin nerede olduğunu, yakınında hangi mağaza yada otobüs durağının bulunduğunu sesli uyarı sistemiyle belirtiyor.

Yeni cep telefonu görme engellilere otobüs, metro gibi toplu taşıma araçlarının zamanlarını, hangi duraklarda durup kalktıklarını da sesli mesajla tüm detayları iletiyor. Görme engelliler tuşları kullanmadan sesli komutla istediği bilgiyi anında cep telefonundan öğrenerek günlük ulaşımını kolaylıkla kimseye bağımlı kalmadan yapabilecek. “Noppa” adlı projenin hayat geçirilmesi ile üretilen yeni cep telefonu sonbaharda bir grup görme engelli tarafından denenecek.

JAPONYA'DAN ENGELLİLERE SİHİRLİ BASTON

Teknoloji her geçen gün insan yaşamına inanılmaz kolaylıklar getirirken engelliler de unutulmuyor. Bunun en güzel örneklerinden biri yine Japonya'da yaşandı.

Japonya'da yaşanan bu teknolojik gelişme, Japon Trafik Birliği desteğiyle gerçekleştirilen iki yönlü iletişim yapabilen bir baston. Bu bastonu taşıyan bir kişi bir kavşağa geldiği zaman, bir taraftan baston kavşağın adını engelli vatandaşa seslendiriyor, diğer taraftan da trafik ışıklarının sensörlerine bir sinyal gönderiyor. Bu sinyal iletildikten sonra trafik ışığı sesli duruma geçiyor. Aynı zamanda bu sihirli baston, yaya geçit işaretlerini de algıladığı için, taşıyıcısının yaya geçitlerinin dışına çıkmasına engel oluyor. Tabii bu sihirli bastonun çalışabilmesi için, trafik altyapısına bu teknolojilerin uygun olması gerekiyor. Önümüzdeki yıl düzenlenecek olan ITS Kongresi'ni Japonya'nın Nagoya şehrinde yapılacağı açıklandı. Diğer ITS Kongreleri 2005 yılında San Fransisko'da ve 2006 yılında Londra'da yapılacak. Dileğimiz İngiltere'den sonra 2006 yılında Türkiye'nin ITS kongresine ev sahipliği yapması. Neden olmasın...

AMERİKA'DA ÜRETİLEN BİR ELDİVEN SAĞIR VE DİLSİZLER İÇİN ÇIĞIR AÇTI

Özel üretilen eldiven, işaret dili üzerindeki algılayıcılar sayesinde yazılı ve sözlü hale dönüştürülebiliyor. Bir kablo ile bilgisayara bağlanan eldiven, hareketleri bilgisayar ekranına yazı halinde döküp aynı anda hoparlörden sesli olarak okuyor.

NEO GERÇEK OLDU

İngiliz robot uzmanı Kevin Warwick, kendi vücuduna bir elektronik çip yerleştirdi. Bilgisayara bağlı olan çip, Warwick'in vücudundaki herşeyi bilgisayara aktarıyor. Warwick'in asıl amacı, tekerlekli sandalyede yaşayan engellilerin, tekerlekli sandalyelerini düşünerek haraket etmesini sağlamak.

FİZİKSEL ENGELLİLERİN YAŞAMLARINA BİLGİSAYARLA SONSUZ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ SUNULUYOR

Hastalık veya bir kaza sonucu fiziksel yetileri zedelenmiş bireyler, engelli olarak doğmuş çocuklar Discover:Switch cihazıyla herhangi bir bilgisayarı kullanabiliyor, Internet'te gazete okuyabiliyor ve haberleşebiliyorlar. Artık engelliler, bilgisayarla engelsiz bir hayatın içinde hiç kimseye ihtiyaç duymadan kendi bilgisayarına istediği gibi hükmedip sonsuz özgürlüğünü yaşayabiliyor. Klavye ve fareye gerek kalmadan bilgisayar kullanmayı sağlayan Discover: Switch, Microsoft'un çözüm ortağı Kanada menşeili Madentec Ltd. firması tarafından geliştirildi. Elleri olmayan veya ellerini - kollarını kullanamayan, konuşamayan, felçli, yatalak... çocuk ve erişkinler için çözüm önerileri Microsoft Bilgisayarı tarafından engellilerin yaşamına ışık tutuyor. Milyonlarca fiziksel engelli ve ailesini ilgilendiren bu cihaz, bir ilk olarak... CeBIT Bilişim 2003'te tanıtıldı.
6 MİLYON DOLARLIK YARI BİYONİK ADAM

ABD'de beynin komutlarıyla gerçek kaslar gibi hareket edebilen ve hisseden biyonik kol geliştirildi. Biyonik kol, Chicago Rehabilitasyon Enstitüsü'nde bir hastaya uygulandı. Hasta, beyniyle kolunu hareket ettiriyor, acıyı ve sıcağı hissedebiliyor.

2001 yılında geçirdiği bir iş kazasında 7400 volt elektrik taşıyan yüksek gerilim hattına dokunması sonucu kollarını kaybeden 56 yaşındaki Jesse Sullivan, kendisine uygulanan biyonik ve elektronik kol ve eli, beyninin emirleriyle hareket ettiriyor, hatta acı ve sıcağı hissedebiliyor. Sullivan, şimdiye kadar tasarlanan en gelişmiş takma kola sahip. ABD'de bölgesel yayın yapan Local 6 News isimli televizyon kanalı, Jesse Sulivan'ın ‘dünyanın ilk gerçek yarı-biyonik adamı' olduğunu bildirdi. Ancak bu yeni protezin maliyeti oldukça yüksek. Kol, tamamen geliştirildiğinde maliyeti 6 milyon doları bulacak.

Protez nasıl yapıldı
Kazada kollarını kaybettikten sonra Chicago Rehabilitasyon Enstitüsü'nde tedavi altına alınan Sullivan'ın koluna giden 4 ana sinir alınıp göğsünde deri altına bağlandı. Geliştirilen protezde ön kola bir bilgisayar, Sullivan'ın göğsüne ise mandallı bir iğne sistemi yerleştirildi. Elden yollanan sinyaller, iğnenin göğüse batmasını ve buradaki sinirlerin uyarılıp hislerin beyne iletilmesini sağlıyor. Beyin, bu sinyalleri göğüsten gelen veriler olarak değil, gerçek elden gelen sinyaller olarak algılıyor.

Enstitü uzmanları, biyonik kolun protez alanında her şeyi değiştireceğini ve bir yıl içinde tam zamanlı kullanımının mümkün olacağını söylediler. Dünyanın ilk yarı-biyonik adamı Sullivan, kendi ihtiyaçlarını karşılaması için bu gelişmenin çok önemli olduğunu belirtti. Sullivan nesneleri tutup kaldırabiliyor, sıcağı hissediyor. Protez parmakların geliştirilmesiyle ayakkabılarını bağlaması bile mümkün olabilecek. Dünyada her yıl milyonlarca kişi trafik kazalarında, binlercesi de mayın patlaması yüzünden hayatını kaybediyor. Peki ya hayatları yerine kollarını ve bacaklarını kaybedenler?.. özellikle, elektronik ve otomobil konusunda dünyanın sayılı ülkelerinden biri olan Japonya, protez konusunda da ön sıralarda yer alıyor. Tokyo'da faaliyet gösteren bir protez merkezi, 30 kadar çalışanıyla, bu alandaki önce kuruluşlardan biri. Kişiye özel el yapımı takma kol ve bacak tasarımları, kaza mağdurlarının ve doğuştan bu organları olmayanların hayatlarına diğer insanlar gibi devam etmesine çalışıyor. Protez takımının en çok itina isteyen kısmı ise, hastanın vücuduna iliştirilecek bölümü. En ufak bir hata kullanana acı ve rahatsızlık vereceği için ölçüler itinayla alınıyor. Çocuk hastalara gelince bu konu biraz daha zorlaşıyor, zira gelişim hızları yüzde üç yüzü bulan miniklerin protezlerinin nerdeyse her ay değiştirilmesi gerekiyor.

Diz Altı Protezleri: Diz altı protez sistemleri, modüler, klasik ve lateral eklemli (korse-manşonlu) olarak gruplara ayrılır. Bir protez; soket, soft soket; birleştirme konstrüksüyonu ve ayak veya güdük boyu çok kısa ise lateral eklem korsesinden oluşur. Diz altı protezlerinde soket sistemleri, KBM, PTB ve PTS adı verilen, farklı dizaynlardan oluşmaktadır. Size en uygun sistemi protezinizi yapan teknisyen, güdük durumunuz, yaşınız, kilonuz ve aktivelerinizi belirleyerek tercih edecektir. Protezinizi kullanırken geride kalan parçaya yani önce güdüğünüze güdük çorabı sonra soft soketinizi, en son olarak protezinizi giyip günlük hayatınıza devam edebilirsiniz.

Harmoni Protez : Otto Bock firması dünyada bir ilki daha geliştirerek, 2005 yılında Türk hastalarının kullanımına HARMONY vakumlu soket sistemini sundu. Bilindiği gibi Otto Bock ortopedi kurulduğu günden beri ortopedik problemi olan insanlar için teknolojik gelişmeleri takip ederek ve öncülük ederek ürün gurubunu geliştirmektedir. Yapılan araştırmalar ve değerlendirmeler sonucunda önemli bir eksikliği daha tespit ederek Harmony sistemi diz altı amputasyonlu protez kullanıcılarının hizmetine sunmuştur.  Harmony sistemi alışılagelmiş diz altı protez sistemlerinden tamamen farklıdır. Bu protez sistemi; tamamen problemli, güdük şekli bozuk, kan dolaşımı az, güdüğünde kapanmayan yarası olan ve mevcut protez sistemleri ile problem yaşayan protez kullanıcılarına hitap etmektedir.

Harmony sistemi soket içindeki havayı etkili şekilde azaltır. Güdük volümünü stabilize eder, ve kan dolaşımı iyileşir. Bu sayede güdük üzerinde bulunan ve uzun süredir kapanmayan yaralar kısa sürede tedavi edilmiş olur. Entegre edilmiş amortisör ve torsiyon fonksiyonu sayesinde sistemi kişi kendi dinamiğine ve vücut ağırlığına göre uyarlayabilir. Gün içerisinde daha fazla güven ve konfor hisseder. Sistem atılan her adımla etkinleşir ve belirlenen bir alan içerisinde ihtiyaç duyulan vakumu ayarlar. Harmony sistemle güdük hacmi kontrol edilir. Böylece kullanıcı gün içinde protezine çorap ilavesi veya eksiltmesi yapmaz. Harmony sistemi kullanan bir hasta vakumu yer çekimi gibi algıladığını söyleyerek otomobil kullanırken gaz pedalını hissettiğini ifade etmektedir. Attığı her adımı hisseden kullanıcı yürürken zemini kontrol etmeyi bıraktığı için günlük yaşamındaki güven duygusunu artırır. Silikon Liner : Günlük kullanımlarda yüksek kullanıcı konforu sağlar. Soketin içine güdüğün uygun yerleşimini sağlar uzun süreli protezi kullanım imkanı verir. Bası noktalarına karşı güdüğü korur. Sürtünmeleri en aza indirir. Deriyi tahriş etmez. Silikon liner güdük ile protez güdüğü arasında iyi bir bağlantı sağlar böylece daha fazla hareketlilik ve konfor sağlar. Daha uzun süreli protezi kullanım imkanı sağlar. Farklı liner seçenekleri sunuyoruz. Güdük tipi, hareketlilik seviyesi, sağlık durumu, amputasyon yüksekliğine göre karar verebilme imkanı sağlıyoruz. Ortopedi teknisyeniniz size en uygun liner seçeneğini sunacaktır. Tüm liner seçeneklerimiz kolay temizlenebilmektedir. Suya, terlemeye ve iklim koşullarına dayanıklıdır. İki sistem sayesinde silikonu soket içine tutturulur. Birinci sistemde bu düğme ile sağlanır. Mekik ile konforlu bir şekilde kilitlenir ve mandal ile açılır. İkinci seçenek negatif basınç sistemi ile vakum sayesinde bağlantı sağlanır. Araya hava girmesi ile bağlantı kesilir.

Poliüretan Liner : Poliüreten liner güdük ile soket arasında güvenli bağlantı sağlar. Ağrılı sürtünme ve yaralanmaya karşı güdüğü korur. Konforlu kullanım sağlar. Güdük üzerinde ideal basınç dağılımı sağlar. Protezin uygunluğu, hareket ve konfor düzeyinizi belirler. PU liner aslında bir deri dostu, yumuşak ve esnektir. Güdüğün şekline uyum sağlar, nemi emer böylece uzun sürelerde protezi kullanım imkanı sağlar. Güdük üzerinde basıyı dağıttığı için deri hasarını ve basınç yaralarını engeller. Kolayca PU linerı protezin içine yerleştirebilirsiniz. Kişisel kullanım için farklı PU liner seçenekleri vardır. Güdük tipi, hareketlilik seviyesi, sağlık durumu, ambutasyon seviyesi ve kişisel isteklere uyum sağlayacak ürün yelpazesi vardır. Teknoloji Jel Liner diabet hastaları için uygundur. Deriyi korur. Liner farklı şekilli güdükler için uygun çözüm sağlar. Ortopedi teknisyeniniz size farklı modelleri açıklayıp uygun seçenekleri sunacaktır. İki farklı bağlantı sistemi vardır. Birincisi düğme ile açma-kapama sistemi diğeri ise negatif basınç sistemidir.

 Diz Üstü Protezleri : Dizüstü Protezini oluşturan ana parçalar diz eklemi, ayak, soket ve adaptörlerden oluşur.

 C-Leg ile yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, engebeli arazilerde hareket mümkündür. C-Leg tam bilgisayar kontrollü diz eklemine sahiptir. Güvenli ve dinamiktir. Doğal adım atabilmeyi sağlar. Farklı hızlarda ve tüm yüzeylerde yumuşak ve güvenli yürüyüşü olanaklı kılar. Kablosuz kontrol ve ayakta durma modulasyonu vardır. Kullanıcılar yürüme sırasında eklem açısının algılamakta böylece dize salınım fazında dinamik kontrol ve yürüme frekansına ve adım frekansına uyum sağlayabilmektedir. Düşme riski minimaldir. Her adıma konsantre olmanız gerekmez. Enerji tasarrufu sağlar. Fizylojik yürüme paterni sayesinde vücuttaki zorlanmalar engellenmiş normal yürümeden ayrılması zor patern kazanılmış olur... 3 yıl garantisi vardır. Hareketlilik seviyesi 3 ve 4 için uygundur. Günümüzde 13.000'in üzerinde C-Leg kullanıcısı teknolojinin sunduğu bu imkandan yararlanmaktadır Yüksek güvenlik için diz eklemi sürtünme freni kullanılmıştır. Doğal adım paterni Elbise ve kozmetik örtü ile korunma Hareketlilik seviyesi 1 ve 2 için 3R90 ve seviye 2 ve 3 için 3R92 Friksiyon brake diz ekleminin özelliği salınım fazında bilinçli kalça kaldırmayı yapmadan başlayabilmesidir. Salınım fazı iki eklem yapısında farklıdır. 3R90 salınım fazı için ekstansiyon destekli yay sistemi kullanır. 3R92 havalı silindir sistemi alt ekstremiteyi yürüme hızına göre kontrol etmektedir. Böylece 3R92 daha aktif kişilerde (hareketlilik seviyesi 2 ve 3), 3R90 ise hareketlilik seviyesi 1 ve 2 olan kişilerde uygundur. Şeklini değiştirebilen örtüler sadece eklem ve köpük değil elbiselerinizide korur.

Güvenli, konforlu, doğal ve sağlıklı yürümek için 3R60 EBS diz eklemi kullanabilirsiniz. Doğal adım paternini incelediğimizde diz eklemi topuğun yere teması sırasında 15 derece fleksiyonda kalır. Buda topuğun yere yumuşak ve güvenle temas etmesini sağlar. 3R60 da bu prensiple çalışıyor. Düz olmayan yüzeylerdede kullanım imkanı verir. Fizyolojik adımlama sayesinde omurga, kalça ve güdükte rahatlar. Eklem üzerine olan yıpranmalar en aza iner. EBS sistem avantajı uzun yürüyüşlerde fark edilir. Güvenli, konforlu, doğal adımlama için ergonomik dengeli basma sağlar (EBS). Çok akslı yapı sayesinde yüzey toleransı iyidir. Farklı yürüme hızı imkanı verir. Hareketlilik seviyesi 2 ve 3 için tavsiye edilir. 3R60 daha küçük ve daha hafiftir (845 gr). 2005 tarihinde diz eklemi reddot dizayn ödülünü almıştır. Eklem için dört tane moduler adaptor vardır böylece tüm amputasyon seviyelerinde kullanılabilir

Arabaya binmek, bisiklet sürmek gibi pek çok aktiviteyi 3R106 ile kolayca yapabilirsiniz. Aynı zamanda güvenlidir. Moduler diz eklemi 3R106 hafiftir ve 170 dereceye kadar fleksiyona gelir. Böylece rahatça oturabilir veya çocuklar ile oynayabilmek için yere diz çökebilirsiniz. Güvenlidir. Dinlenme sırasında aniden kontrolsüz eklemde bükülme olmaz. Yürüme sırasında salınım yapabildiği için yüzey düzensizliği sorun olmaz. Yürürken protezinize odaklanmak zorunda kalmazsınız. Farklı hızlarda yürüme imkanı verir. Salınım fazını kolayca başlatabilirsiniz. Yürürken diz yavaş olarak ekstansiyona geldiği için az enerjiyle doğal görünümlü yürüyüş yaparsınız. Eklem dört modüler baglantısı vardır böylece farklı amputasyon uzunluklarında kullanılabilir. Yüksek güvenlik düzeyi Farklı yürüme hızı Büyük fleksiyon açısı Hafif Hareketlilik seviyesi 2 ve 3 için uygunTek akslı modüler diz eklemi 3R80 ile merdiven inmek, eğimli ve engebeli alanlarda güvenli ve konforlu yürümeyi sağlar. Dinamik yumuşak yürüme paterni sağlar. Hareketlilik seviye 3 ve 4 için uygundur. 3R80 stans fazında yüksek güvenlik sağlar. Protez topuk vuruşu yaptığında hidrolik güvenlik sayesinde aniden dizde bükülme olmasını engeller.

Hidrolik güvenlik sistemi sadece 3R80 de vardır. Hem stans hemde salınım fazı bu sistem sayesinde kontrol edilir. Proteze verilen yük kaldırıldığında diz eklemi hemen salınım fazı konumunu alır. Hızınıza otomatik adaptasyon sağlar. 3R80 vücud ağırlığı 100 kg a kadar uygundur. Küçük, hafif ve dinamik... eğer sportif aktivitelerde bulunmak aynı zamanda güvenlikten ödün vermek istemiyorsanız 3R95 hafif diz eklemi sizin için idealdir. İdeal yürüme paterni sağlamaya yardımcıdır. Yüksek hızlarda güvenlik sağlar. Hareketlilik seviye 3 ve 4 için uygundur. Küçük, hafif ve dinamik olmak tek akslı 3R95 hafif modüler diz ekleminin karakteristik özelliğidir. 360 gr dır. Yürüyüş sırasında 3R95 otomatik olarak hıza adapte olur.Böylece daha güvenli ve daha doğal adımlama sağlanır. 3R95 in özelliği güçlü minyatür hidrolik sistemidir. Salınım fazında dizin fleksiyonunda ayağın çok geride kalması engellenir ve topuk vuruşunda diz ekstansiyona yumuşak geçiş yapar. Salınım sırasında diz fleksiyon hızlanır böylece yüksek hızlara adapte olunmuş olur. 3R95 150 kg a kadar olan kişiler, 3R95=1 75 kg dan az kişiler için tasarlanmıştır. 3R95 dinamik protez ayak ile kombine edilirse daha güçlü olur.  

Bu sitenin bütün hakları saklıdır- copyright © 2009 - gezmek.org

 
 
to Top of Page