Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Satanizme dikkat...
Ölüm Anında Neler...
İlkel Televizyonlar
Aya Gidildi mi?
Yıldırım gibi Şimşek
Renk Özellikleri
Fotoğraf Çekimi
Tek Hücreden İnsana
Masonluk Nedir
Deyyusu Ekber
Yobazlık
Gerçek Aydın Kimdir
Area 51
Dr. Mehmet Öz
Çocuklarda Cinsellik
Tarla Figürleri
Ateşli Silahlar
 Dia Show Silahlar
Silah Resimleri
Tüfekler
Tabancalar Tüfekler
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
   

 

 

 

Aya Gerçekten Gidildi mi... 

Amerika Birleşik Devletleri'nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, geçtiğimiz 20 temmuzu Aya iniş yıldönümü olarak kutladı... bilindiği gibi bundan kırk yıl önce yani 20 temmuz 1969 yılında Ay yüzeyine iniş yapmak için fırlatılan Apollo 11 uzayda 4 günlük bir yolculuğun ardından Aya iniş yapan ilk uzay mekiği olarak tarihe geçti... ancak İngiliz gazetesi The Telegraph bu konuda farklı görüşler ortaya attı, ünlü gazete1969 yılında gerçekleşen uzay yolculuğu sırasında Aya hiç bir zaman iniş yapılmadığı konusunu dile getiren ciddi kuşkuların bulunduğunu savunuyor, bunun nedenlerini de 10 ayrı başlıkta yayınladı. 

Bu arada uzay bilimleri konusunda dünyanın çeşitli ülkelerinde faliyet gösteren kurum ve bilim adamlarının Aya hiç bir zaman iniş yapılmadığı yönünde kritik sürdürme eylemleri de devam ediyor. Ayrıca Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin uzay programı çalışmalarından sorumlu bilim adamları ABD'nin 1969 yılında sözde uzaydan yayınladığı görüntülerin, stüdyoda çekilmiş adi bir hollywood filminden ibaret olduğunu ortaya atıyorlar. Özellikle Rus bilim adamları ABD'nin aya iniş yapma konusunu son derece ironik bir biçimde değerlendiriyor. Ruslara göre Amerikan'ın Aya inme yalanı hala şu anda bile yasak bölge adıyla bilinen Area 51'ci bölgede planlanmıştı..."1969 yıllarında Rusya uzay araştırmaları proğramında Amerika'dan çok daha ilerdeydi, o dönemlerde yeni başkanlığa getirilen Richard Nixon hükümeti Amerikan halkının parmağına bir kısım bal sürdü''... bir yandan Rusya ile silah yarışmasında yoğun çaba harcayan Amerika, dünya kamuoyu önünde uzay konusunda da Rusya'dan geri kalamazdı... daha doğrusu Ruslar tarafından gerçekleştirilen ilk iniş, Amerika'nın savunma teknolojisindeki üstünlüğüne büyük bir darbe vurabilirdi.

Rusya'nın Aya çıkma planları 1969'ların başında gitgide kesinlik kazanmaya başladığı dönemlerde paniğe kapılan Nixon hükümeti Amerikan halkına yaranmak için Navada bölgesinde dev bir stüdyoda Aya inme görüntülerinin çekimi için gizli planlarını devreye soktu.

Gazeteye göre Ayda çekilen görüntülerin orjinal video kayıtları nedense hepsi bir anda yok oldu... sonradan açıklama yapan Nasa yetkilileri, görüntülerin kasıtlı olarak yok edilmediğini, ancak dünyada var olan video kayıtlarının bir çoğunda orjinalden alıntı yapıldığını savunuyorlar. Buna rağmen Amerikada orjinal video ve ses kayıtları üzerinde defalarca inceleme yapan çok sayıda kuruluş... Aya iniş sırasında gerçekleşen canlı görüntülerde onlarca sahte bölümlerin yer aldığını öne sürdü. Özellikle ışık kaynağı ve gölgelerin bir birini tutmadığı, hatta çoğu yerlerde montaj bulunduğunu resmi delillerle ortaya koydular. Orjinal görüntülerin kaybolma sebebi de bu zaten diyorlar... yani orjinal olan, ilk görüntülerdeki sahteliğin üstünü örtmek için görüntüler resmen kaybettirildi diyorlar. Böylece montaj sorumluluğunu kimse almamış olacaktı.

Özellikle Ruslara göre Amerika hiç bir zaman aya iniş yapmadı...11 eylül adıyla bilinen ikiz kulelere yapılan uçaklı saldırılar Ruslara göre yine 51'ci bölgede planlandı. Bu sefer Bush yönetimi dünyanın dikkatini başka yerlere çekmek istedi" şeklinde oldukça önemli iddialar ortaya atıldı. Üstelik Amerikan halkının önemli bir kısmında oluşan bilgi birikimi buna benzer komplo teorilerini destekliyor nitelikte. Bu konu gerçekten uzun zamandır gündemde çok çeşitli iddialar var, benim kişisel görüşüm: daha önceleri Aya gidildiğine kesinlikle inanıyordum... ancak bu kadar görüntüleri inceledikten sonra genel kanaatim yarıya düştü... daha doğrusu: 1969 yılında aya gidilmediğine dair yapılan iddiaların doğruluğuna yüzde 50 ihtimal veriyorum... yani ne gidildi, ne de gidilmedi diyorum... Ancak sonuç ne olursa olsun uzaya kesinlikle gidilmiştir, Aya hangi yılda gidilip gidilmediği bizim için önemli değil... önemli olan ilim dünyası bu yolculuktan neler öğrendi... bizde şimdi bunun nimetlerinden yararlanıyoruz. Amerika o yıllarda olayı biraz aceleye getirmiş olabilir... Rus'lardan önde olmak için, ve bunu kanıtlamak için belkide stüdyodan bazı görüntüler yayınlamış olabilir, biz ona bir şey diyemiyoruz... ancak Aya kesinlikle gidilmiştir... bu da büyük bir ihtimalle 1969 yılından sonra gerçekleşti. 

İngiliz gazetesi The Telegraph'a göre, Aya çıkma olayı 20'ci yüzyılın en büyük yalanı olarak tarih sayfalarına geçti... 

Ayda hiç bir zaman yer çekimi veya rüzgar olmadığı halde dikilen bayrakta bazen küçük dalgalanmalar gözleniyor... bunun imkansız olduğunu vurgulayan gazete, görüntülerde gece sahnesi varken yıldızların neden arkaplanda yer almadığına dikkat çekti... bunun üzerine NASA'da yıllarca görev aldığını iddia eden uzmanlardan biri reportajda bu soruları şöyle cevaplıyor: bayrakta küçük dalgalanma olayını, hemen yakında bulunan uzay modulünden gelen egzoz gazından kaynaklandığını, arkaplanda neden yıldız gözükmüyor sorusunu da o dönemlerde yıldızları görüntüleyebilecek kameralar bulunmadığını belirtiyor. Nasa tarafından verilen, ayıca resmi olmayan açıklamalar ile yetinmeyen bilim adamları özellikle şu sorular üzerinde duruyorlar...

Peki internet ortamında bir takım görüntülerde astronot Neil Armstrong aya ilk defa ayak bastığı sırada bir anda stüdyodaki tavandan kopan büyük bir metal cisim Neil Armstrong'un sol koluna çarpıyor ve herkes yardıma koşuyor... peki buna ne demeli?... Nasa: "bu gerçekten yerde yapılan deneme çekimleri sırasında yaşanan talihsiz bir kaza. Üstelik yerde birçok prova çekimleri yapıldı, insanlar bunu orjinal görüntülere monte edip dalga geçiyorlar... oysa biz insanlığın hizmetine sunulan büyük bir başarıyı gerçekleştirdik ".

Hesaplamalara göre Ay yüzeyindeki gündüz sıcaklığı 260 ile 280 derece arasında değişiklik gösteriyor. Bu derecedeki sıcaklıkta çekilen filmler erir ve insanlar muhtemelen rahatsız olur. Hatta muhtemelen ölür... Peki ama astronotlar neden bu kadar rahat görünüyorlar?... üstelik Ay'dan getirilen kaya parçalarından bire bir aynısı Antartika kıtasında bile var... birde: İniş modülü Ay'ın yüzeyinden ayrıldıktan sonra roketten çıkması gereken alev görünmüyor... hele hele Nixon hükümeti döneminde tam 6 sefer Aya iniş gerçekleştiği söyleniyor... peki neden sonraki gelen hükümetler döneminde sadece bir kere olsun Aya iniş gerçekleşemedi?. Uzmanların kafasını kurcalayan sorular bununla da bitmiyor... İniş modülünün ağırlığı 17 tondu ve kum üzerinde hiçbir iz bırakmadan duruyor. Halbuki hemen yanıbaşında astronotların kumdaki ayak izlerini görmek mümkün. Modül neden iz bırakmadı.

Ay’ın görünmeyen karanlık yüzündeki hava sıcaklığının eksi 41 dereceye kadar düştüğü... eksi 40 dereceden itibarense cisimlerin kırılganlık derecesinin arttığı biliniyor. Bu sıcaklıkta elektrikli cihazlar çalışmaz, araba akülerini çalıştırmak da zordur. Sıcaktan soğuğa geçerken yaşanan bu ani ısı değişikliği, cisimlerde esnemelere ve kırılmalara sebep olur. Peki ekipmanlar ve astronotlar nasıl bu kadar rahat çalışabiliyorlar?... Nasa: "bütün bu olasılıklar için gerekli önlemler alınır... üstelik yeryüzündeki denemeler yıllar sürdü... uzayda her türlü ısı ortamlarına dayanıklı giysiler kullanıldı... insanlar bu tür saçma sorularla Aya gidilmedi şeklinde asıl gerçekle ilgisi olmayan komplo teorilerini ortaya atıyorlar... oysa biz bunu hak etmiyoruz... ABD, o yıllarda defalarca uzay yolculuğu gerçekleştirdi. Aya iniş yapma konusu da ayrıca bu proğram kapsamında yer aldı".

Çok düşük bir yerçekimi ortamında astronotlar bazen yürüme ile zıplama arasında gidip gelen hareketler yapıyorlar... Televizyon çekimlerinin birinde, astoronotun zıplamak için dizlerini büktüğü ama sonuçta bir kaç adımdan öteye gidemediği gözleniyor. Astonotlar, yerçekiminin 6 kat daha az olduğu bir ortamda, niçin normal bir insanın yeryüzünde zıplayabiliceği kadar bir mesafeye zıplayabiliyorlar?... belliki ince çelik bir halatla stüdyo tavanında asılı duran astronotlar kontrollü bir şekilde yürütülüyorlar... bazı görüntülerde astronotların sırtına takılan ince halatların üzerine düşen ışık yansıması bile var...  resimlerin birinde iki metre mesafe ile karşı karşıya duran iki Astronot gölgesinin biri uzunken bir diğeri çok kısa, bu nasıl oluyor?... Nasa: bu resimler üzerinde sonradan montaj yapanlar olmuştur... orjinal resimlerde gölgeler çok makul duruyor... ayrıca engebeli olan zeminlerde gölgeler bir biri ile aynı uzunlukta olmayabilir ''.

Bilindiği gibi yeryüzünden 250 ve 750 mil yükseklikteki mesafeler arasında kalan bölgeye Van Allen Kuşağı ismi veriliyor. Bu kuşak, güneşten gelen radyoaktivite yüklü ışınların dünyaya gelmesini engelliyor. Astronotların, Ay’a gidebilmesi için bu kuşak içinden geçmeleri gerekiyor... burası çok yüksek ısıların bulunduğu kızgın bir tabaka... bir insanın buradan geçebilmesi için, 4 metre kalınlığında bir kurşun tabakasıyla kaplanmış kıyafetlerin olması gerekiyor. 

Bunun yanısıra, çekilen görüntülerde astronotların sert bir şekilde dizlerinin üstüne düştükleri birkaç sahne görüyoruz. Peki böylelikle kendilerini büyük bir riske atmış olmuyorlar mı?.. Ya basınca dayanıklı elbiseleri yırtılsaydı?... Nasa:" o elbiseler öyle kolayca yırtılacak elbiseler değil... siz bunları yerde denenmediğini mi sanıyorsunuz?... uzay yolculuğu öyle sıradan bir yolculuk olamaz... her türlü önlem alınır... sonra yolculuğa çıkılır... ayrıca basınç diye bir kavram yok orada... ve siz yüksek dereceli ısıdan bahsediyorsunuz... aslında yolculuk sırasında çok yüksek ısıları unutturacak tehlike ortamları vardır uzayda... ancak insanoğlu bütün bunların üstesinde gelebilecek kabiliyettedir... o mertebeye gelmeden uzaklara zaten gidilemez... belli bir birikim olmadan, ayrıca risk almadan uzay yolculuğu asla söz konusu olamaz". İnsanlık şimdi ışık hızıyla uzayda yol almanın imkanlarını araştırıyor... siz 30-40 yıl gerilerden bahsederken, biz birkaç ışık yılı ileriyi düşünüyoruz... gözümüz hala yükseklerde... ötelerde desek daha doğru olur".

Modül’ün Altında Niye İz Yok?...

NASA’ya göre Ay modülü Ay’a indiğinde motorlarından 3000 Ibs’lik (yaklaşık 1,5 ton) basınç çıkıyordu. Bize anlatıldığı ve görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla, Ay yüzeyi tozlu ve yumuşak. Peki iniş esnasında, modülün altına denk gelen kısımda niçin herhangi bir yıpranma, dağılmış yumuşak doku yada itmeden oluşan bir çukur görmüyoruz?... Aynı şekilde niçin Ay modülünün ayaklarında tozlanma göze çarpmıyor?... Yandaki resimde bir başka ilginç nokta da, modülün hemen altında bir ayak izinin bulunması. Peki, tam olarak modülün altına denk gelen bölgeye bu ayak izi nasıl geldi?... Astronotlar bilindiği kadarı ile modülün altına girmediğine göre, acaba stüdyoda çalışan set işçileri, daha önce senaryo çalışması yapan astronotlardan birinin ayak izlerini silmeyi mi unuttular?... Ya da modül eski yerinden kaldırılıp şu an bulunduğu yere mi taşındı?...

Ay’da Atmosfer Yoksa, Nasıl oluyor da arka planda yıldızlar yok?...

Yine yukarıdaki resimde astonotları Ay yüzeyine indiren Ay modülünü görüyoruz. B ile işaretlenen yere baktığımızda gökyüzünde hiçbir yıldızın görünmediğini fark ediyoruz. Madem ki atmosfer yok, niye arka planda parlak yıldızlar gözümüze çarpmıyor?... NASA uzmanları bunu, basit fotoğrafçılık mantığı ile açıklıyor: "Eğer yakın plandaki nesneleri (astronot, ay modülü gibi) odaklarsanız, arka plandaki parlak nesneleri (yıldızları) aynı poz içinde yakalayamazsınız" (A) ile işaretlenen noktaya baktığınızda, ay modülünün karanlık tarafında kalan Amerikan bayrağını net olarak görüyorsunuz. Komploculara göre, bu fotoğraf Ay’da çekilmiş olamaz. Zira, eğer bir cisim Ay yüzeyinde gölgede kalıyorsa, onu görmek imkansızdır. Çünkü Ay yüzeyinde atmosfer yoktur. Atmosfer içindeki hava molekülleri ışığı süzerek yansıtırlar ve yeryüzünde gölgede kalan noktalar bu şekilde görülebilir. Ay’da atmosfer olmadığı için, gölgede kalan bir nesnenin kesinlikle görünmemesi gerekir. Peki, resimdeki bayrak nasıl görünüyor?... Bununla birlikte, Ay yüzeyine düşen güneş ışığı kırılmadan ve süzülmeden geldiği için kör edici bir etkiye sahip. Bundan dolayı astronotlar, güneş ışınlarından korunmak için % 95 altın alışımlı başlıklar takıyorlar. Öyle ise güneşin vurduğu noktaların daha parlak, gölgelerin ise tamamen karanlık olması gerekmiyor mu?... Ama NASA fotoğraflarındaki gölge tonlarının, yeryüzünde çekilmiş fotoğraflardan hiçbir farkı yok.  

Resimdeki Artılara Dikkat...

Uzay fotoğraflarında resmi enlemesine kesen küçük artı (+) işaretleri sizin de dikkatinizi çekmiştir. Söz konusu artılar, kameranın bir parçasından kaynaklanmakta ve film ile kamera vizörünün (siperliğinin) arasında bulunmaktadırlar. Bu husus, komplo teorisyenlerinin de dikkatini çekmiş olsa gerek, buradan da ilginç noktalar yakalamışlar. Mesela yandaki resimde işaret ile gösterilen kısımda, nasıl oluyor da resmin yarısı artının önünde, yarısı arkasında olabiliyor?... Yoksa bu artılar, sadece saydam bir plastik üzerine işaretleniyor ve resimlerin üzerine mi yerleştiriliyordu?... belki de bu resimde, dikkatsiz teknisyenlerden biri, plastik bandın kaydığını farketmemişti... resimlerin birinde karşı karşıya gelen astronotların biri arkadşını resimlerken karşıdakinin başlığına yansıyan refleksiyonda neden elinde resim kamerası yok?

Güneş...
Bölgedeki gölgenin, eğer Ay’da atmosfer yoksa ve tek ışık kaynağı Güneş ise, daha karanlık olması gerekiyor. (B) ile işaretlenen arka plan görüntüsünde, ufuka doğru yaklaştıkça karanlığın çöktüğü görünüyor. Bu, atmosferik coğrafyadan dolayı, sadece yeryüzünde olabilecek bir görüntü. Normalde Ay’daki ufuk çizgisinin daha keskin ve parlak görünmesi gerekiyor. Başlıkta (E) ile işaretlenen bölgede ise, gökyüzünde bağımsız bir cisim göze çarpıyor. Farklı resimlerde de göze çarpan bu cisimle ilgili bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılabilmiş değil. Burada devreye, UFO’cular giriyor. Onlar, Ay’a gerçekten gidildiğini ve resimde görünen garip cismin bir uçan daire olduğunu iddia ediyorlar.

Son Kanıt:

Bir Bilim Adamının Bu Teorileri Çürütmek İçin Ay’a İlk Ayak Basıldığının En Büyük İspatı Olan Video Görüntülerini Tekrar İncelemek Ve ABD nin Aya Gitmedi Yalanını Çürütmek İçin Nasa’ya Yaptığı Başvuruya Aldığı Cevap...

GÖRÜNTÜLERİ BULAMIYORUZ...
Ay’a gönderilen APOLLO uzay mekiğinden önce yüzlerce kez denemeler yapılmış ve bu denemeler hep başarız olmuş, onlarca astronot hayatını yitirmiş. Apollo dan iniş için düşünülen modül gönderilmeden önce Ay’a çok yakın iken çekilmiş gerçek resimler mevcut. Fakat bu resimlerden başka hiçbir resim ve belge Ay üzerinde çekilememiştir.
Hatta modülün mekikden çıktıktan sonra ne olduğunu dahi bilen yok...

Yapılan incelemeler sonunda:

Bu resimlerin Apollo gönderilemeden önce yer yüzünde Ay'daki hareketleri tam olarak sağlayabilmek için yapılan simülatör olduğu ortaya çıkmıştır. Evet sonuçta oradaki resimler Dünya ’da çekilmiş , Ay’ın simulatörüdür. Havada kalma mevzusu ise içi su dolu büyük bir cam vanusda yerçekimine alışmak için yapılmış ve resmedilmiştir. Resmin Ay’da çekildiğini söyleseyenler camın yansımasını hesaba katmamışlardı. Sonuç olarak başarısızlığını Dünya’ya duyurmamak isteyen birisi, kendini ıspatlamak için elinden gelen her türlü gayreti sarf etmiştir.
 
Ay’a basılan ayağın izi ortada yok

Aya seyahatin orijinal görüntülerini incelemek isteyen bilim adamına NASA: "Görüntüleri bulamıyoruz" dedi. "Zaten hepsi tezgahtı" diyen komplo teorisyenleri atağa geçti.

Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım..." Neil Armstrong’un 37 yıl önce dünya tarihine geçen bu sözünün artık hiçbir kanıtı yok denildi. O anın orijinal görüntülerinin, NASA’nın Maryland’deki üssünde kaybolduğu ortaya çıktı. Avustralyalı bir bilim adamı tarafından ortaya çıkarılan olay, "ABD Ay’a gitmedi. Görüntüler stüdyoda tezgahlandı" tezini savunan binlerce komplo teorisyenini de sevindirdi. Teorisyenler, NASA'nın sırrını örtbas etmek için kasetleri ortadan kaldırdığına inanıyorlar.

Tarihi önemi çok büyük
Ay’dan gelen görüntülerin tarihiyle ilgili bir araştırma yapan Avustralyalı bilim adamı John Sarkassian, NASA’ya başvurarak kasetleri izlemek istediğini söyledi. Ancak tüm aramalara rağmen kasetler bulunamadı. Hiç kimse kasetlerin yerini bilmiyordu. Bu olay bilim dünyasını ayağa kaldırdı. Bilim adamları şimdi büyük bir engelle karşı karşıya olduklarına inanıyorlar. Orijinal görüntüler, manyetik bantlara kaydedildiği için bozulma riskleri çok yüksek ve bir an önce bulunup dijital disklere kaydedilmeleri gerekiyor. Yoksa, gelecek nesiller, insanlık için büyük adımları sadece bozuk televizyon görüntülerinden izleyebilecek.

Detaylar görülemiyor
20 Temmuz 1969’da gerçekleşen seyahat, NASA’nın zamanın son teknolojisiyle üretilen kameraları tarafından canlı olarak yine NASA’nın Kaliforniya ve Avustralya’daki televizyon istasyonlarına gönderildi. O zamanlar bu görüntüleri işleyecek teknolojisi olmayan televizyon kanalları ise orijinal görüntülerin yansıtıldığı perdelerden çekim yaptılar. Bu nedenle detaylar, orijinallerindeki kadar net olarak görülemiyordu. Manyetik bantlı video kasetlere kaydedilen orijinal görüntüler ise 1970 yılında ABD Ulusal Arşivleri’ne kaldırıldı. Ancak görüntüler, 1984’de hiçbir neden belirtilmeden Maryland’deki Goddard Uzay Üssü’ne taşındı.

Ay toprakları yerine... stüdyoya mı ayak basıldı?
Komplo teorisyenlerine göre aya hiç gidilmedi, tüm görüntüler bir stüdyoda çekildi. ABD, Rusya ile bir uzay yarışına girişmiş, rakip uzaya insan göndererek öne geçmişti. NASA'da buna karşılık, Ay’a gittik yalanını uydurdu. İşte komplo teorisyenlerinin iddiaları: 70 kilo olan Neil Armstrong, yüzeyde derin izler bırakırken, 1 tonluk uzay aracı neden hiçbir iz bırakmıyor?... Astronot gölgede kalmasına rağmen nasıl bu kadar net ve parlak görülüyor?... Güneş gibi çok uzak bir ışık kaynağından bu kadar güçlü bir ışık gelip de taşların bu şekilde gölge yapmasına neden olamaz. Ama stüdyodaki spot lambalar yapabilir.
 
Bütün dünya aldatıldıysa niçin ?

Komplo teorisyenlerine göre, insanoğlu hiçbir zaman Ay’a gitmedi ve bizler Amerikan hükümeti tarafından aldatıldık. Peki ama neden?... Doğrusu, bunun için öne sürülen sebepler, en az Ay’la ilgili olanlar kadar ilginç. Üç nokta üzerinde birleşiliyor: Para, dikkat dağıtmak ve uzay yarışını kazanmak. Komplo teorisyenlerine göre: Amerikan hükümeti, uzay çalışmaları için 30 milyar dolar harcamıştı. Olası bir başarısızlıkta vergi konusundaki hassas kamuoyu, bunun hesabını sandıkta soracaktı. Giden paraları taçlandırmak için böylesi parlak bir senaryo geliştirildi ve uygulandı. Gururlanan halk, artık parasının peşine düşmeyecekti.

Bir başka iddiaya göre, senaryo kauoyunun dikkatini dağıtmak için geliştirildi. "Wag The Dog" isimli filmi seyredenler hatırlar: ABD Başkanı’nın 12 yaşındaki bir kız çoçuğu ile ilişkisi vardır ve seçimlerden bir hafta önce medya bunu öğrenir. Kamuoyunun dikkatini dağıtmak isteyen Başkan, Arnavutluk’a savaş ilan eder. İşte Ay uçuşları da aynı amaca hizmet ediyor. Buna göre, Amerikan halkının kötü giden Vietnam Savaşı’na yönelik itirazlarını dindirmek isteyen hükümet, sahte Ay uçuşlarını gündeme soktu. Dikkatle bakıldığında, Vietnam Savaşı’nın bitimiyle, Ay uçuşlarının bitirilmesi aynı döneme rastlamaktadır.

Son mantıklı açıklama ise, iddia edilen tezgahın, Sovyetler Birliği ile o dönemde yapılan kıyasıya Uzay Yarışı’nın kazanılmasına yönelik olduğu. Sovyetler karşısında daha fazla rekabet edemeyeceğine kanaat getiren ve aynı zamanda daha fazla para harcamak istemeyen Amerikan hükümeti, bir taşla iki kuş vurdu. Hem yarışa son noktayı koydu, hem de rakibi karşısında yıllar boyu sürecek olan psikolojik bir üstünlük ele geçirdi. Bu, " Tamam biz bu işten çekiliyoruz " demekten daha kolaydı üstelik.

Sonuç...

Bilindiği gibi Amerikanın uzayda yolculuk proğramı 1962 yıllarında başladı... o dönemin başkanı John F. Kennedy NASA'nın yürüttüğü proğrama çok önem veriyordu... proğram öncesi bir dizi çalışmalar yapıldı, 1959 yılında yeryüzünden 40 bin metre yükseklikte X-15 tipinde süpersonik uçaklarla saatte 6400 kilometreye varan hız denemeleri yapıldı... aya ilk ayak basan astronot Neil Armstrong (resimde solda) yine bu uçakları kullandı... böylece ilk roket motorları denenmiş oldu... daha sonra orta menzil uzay uçuşları yapıldı... iyi netice veren bu uçuşların ardından bu sefer uzun menzilli mesafelere Apollo adında birçok deneme modülleri fırlatıldı... yüksek basınçlı ortamlarda insanların yaşayabilmesini öğrenmek için kapsüllerin içinde zaman zaman maymunlar yolculuk etti... başarısız geçen bazı denemeler esnasında çok sayıda astronot hayatını kaybetti...

Amerikanın bu başarısı, öküz altında buzağı arayanlar için her ne kadar basit görülsede, ABD uzayda yolculuk adına sürdürdüğü mücadelenin bedelini zaman zaman çok ağır ödemiştir. Ayrıca ilim dünyası bu deneylerden çok şeyler öğrendi... örneğin Hubble Uzay Teleskopu, veya Tüksat haberleşme uydusu bunun en güzel örneğidir. Ve daha nice uydular... bugün cep telefonumuzla uydu aracılığı ile memleketimizle, ailemizle görüşebiliyorsak, evimizde 150 kanaldan Televizyon izleyebiliyorsak, yarınki hava şartlarının tüm detaylarını önceden öğrenebiliyorsak, elbette bunu biraz da batı alemine borçluyuz... Aya gidildi veya gidilmedi... sonuç ne olursa olsun, önemli olan bugün ki sahip olduğumuz imkanlar... bütün bunlar büyük bir başarının ürünüdür. Bu uğurda ölen astronotlar ilim adına, insanlık adına çok büyük başarılara imza atmışlardır... bizlere mekanları cennet olsun demek düşer.

                                                                                                                                                                        

to Top of Page