Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Satanizme dikkat...
Ölüm Anında Neler...
İlkel Televizyonlar
Aya Gidildi mi?
Yıldırım gibi Şimşek
Renk Özellikleri
Fotoğraf Çekimi
Tek Hücreden İnsana
Masonluk Nedir
Deyyusu Ekber
Yobazlık
Gerçek Aydın Kimdir
Area 51
Dr. Mehmet Öz
Çocuklarda Cinsellik
Tarla Figürleri
Ateşli Silahlar
 Dia Show Silahlar
Silah Resimleri
Tüfekler
Tabancalar Tüfekler
Dünya
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri

Masonluk nedir, ne zaman ortaya çıktı?

 

Masonluk dünyanın en gizemli örgütlerinden biridir... ilk defa 18'ci yüzyılda İngiltere'de, Londra' da ortaya çıkmıştır. Bu sayfamızda masonluğun gerçek felsefesi gözler önüne serilecektir. Masonların, "insan sevgisi", "akıl ve bilim yolu" gibi olumlu kavramlarla kamufle etmeyi amaçladıkları din ahlakına uygun olmayan felsefeleri açıklanacak, bunun geçersizliği ve gerçek kökenleri üzerinde durulacaktır. Bazı kaynaklarda Masonluğun ateist, materyalist ve Darwinist felsefesi incelenirken, masonların kendi kaynaklarından alıntılara da sayfamizda yer verilmiştir. Bu alıntılarda ve masonların batıl inanışlarında, Allah, peygamberler, melekler, kutsal kitaplar ve din ahlakı hakkındaki saygıya uygun olmayan ifadelere, masonluğun gerçek yüzünü gösteren birer delil olmaları nedeniyle yer verilmiştir. Söz konusu tüm ifadelerden Allah'ı, mübarek elçilerini, melekleri, kutsal kitapları ve tüm manevi değerleri tenzih ederiz.

Masonluğun tek ve kesin bir tanımını yapmak hemen hemen olanaksızdır, bu tanım birbirinden farklı biçimlerde yapılabilmektedir. Çünkü Masonluğa hangi açıdan bakılırsa, tanımı da o bakımdan yapılır. Örneğin Masonluğun yalnızca amaçları göz önünde tutulur ve diğer özellikleri bir yana bırakılırsa, şöyle denilebilir: Masonluk, tüm insanların ve tüm toplumların barış ve mutluluğunu amaçlayan, bireylerin bu yolda ilerlemesini sağlayan bir sistemdir. Oysa, Masonluk yer yer "kötülük", "dinsizlik", "şeytanlık", "tanrı tanımazlık", "düzenbazlık", "çıkarcılık" ve bunlara benzer çeşitli olumsuzluklarla eş anlamlı gibi gösterilmiştir.

Böyle bir tanım yanlış değildir; ama noksandır...

Çünkü Masonluğun amaçları tümünü tanımlamaya yetmez. Nitekim Masonluk, amaçlarının yanı sıra ilkeleri, tarihçesi, kurumsal özellikleri, çalışma yöntemi, dünya görüşü yada felsefesi ve her biri "mason" olarak anılan üyelerinin bireysel niteliklerinin tümüyle bir bütündür. Bu yüzden, Masonluğun ne olduğunu anlayabilmek için, onu ayrıntılı bir tarzda incelemek gerekir. Masonluğun tanımını çok dar bir kapsamda tutanlar, hatta yalnızca "Mason" oldukları bilinen birkaç kişiyi örnek alıp Masonluğun tümünü yargılayanlar vardır. Bu yaklaşım, karmaşık yapısı olan bir şeyin tek bir parçasına bakarak bütününü bu parça ile özdeşleştirip açıklamaya benzer. Böyle yapılırsa, Masonluk hakkında yanlış bir izlenim edinilebilir, yanlış kanıya varılabilir. Çünkü Masonluğun tümü anlaşılmış olmaz; yalnızca bir yönünden söz edilmiş olur. Açıkça belirtmemiz gerekir ki, Masonluğun tümünü anlayabilmek için Masonlar bile bu konuda yıllarca çalışmak gereksinme duymaktadır.

Masonlar amaçlarının "barış, kardeşlik ve insan sevgisi" olduğunu söylerler. Ancak ilk bakışta olumlu gibi duran bu kavramların altında, mason felsefesinin dine olan düşmanlığı gizlenmektedir. Bu da Masonluk hakkında en çok soru işareti bulunduran ve insanların merakını en çok çeken konulardan biridir. Çünkü örgütün çalışmaları gizlidir, gerçek felsefesi ve amaçları hakkında da çok farklı yorumlar yapılmaktadır. Masonlar kendilerini tanıtırken "insan sevgisi, hoşgörü, evrensel kardeşlik, akıl ve bilim yolu" ve saire gibi çoğu insanın kulağına hoş gelen kavramlar kullanırlar. Buna karşılık, masonluk çoğu insanın gözünde son derece karanlık bir örgüttür, en temel özelliği ise dinsiz, hatta din karşıtı olmasıdır.

Olayın en ilginç yanı ise, aslında masonların kendilerini tanıtırken kullandıkları kavramlarla, onlar hakkında yaygın olan "dinsizlik" suçlaması arasında pek bir fark olmamasıdır. Bir başka deyişle, masonluğun özü olarak gösterilen "insan sevgisi, hoşgörü, evrensel kardeşlik" gibi kavramlar, zaten örgütün dine karşı bir felsefeye sahip olduğunun üstü kapalı ifadesidirler. "Peki neden?" diye sorulabilir bu noktada. Çünkü bu kavramların hiç biri gerçekte zararlı gibi görünen kavramlar değildirler. İnsanların birbirlerini sevmeleri, hoşgörülü olmaları, ve buna benzer diğer tüm "Hümanist" kavramlar, çoğu insana ilk başta dine ve vicdana aykırı kavramlar gibi gelmezler. Hatta çoğu insan "zaten din de bu tür ahlaki meziyetleri öğretiyor" şeklinde düşünür. Oysa önemli olan bu kavramların içlerinin nasıl doldurulduğudur. Marksizm bu konuda iyi bir örnektir. Marksistler, komünizmi, insanlara barış ve huzur getirecek, toplumdaki tüm sömürüleri, adaletsizlikleri ortadan kaldıracak, herkesin ihtiyacını karşılayıp, fakirleri koruyup gözetecek bir sistem olarak tanıtırlar. Bu tarifin içinde yanlış bir şey de yokmuş gibi gözükür. Ama Marksizmin gerçek mahiyeti, dine olan bakış açısı incelendiğinde ortaya çıkar. Çünkü bu ideolojiye göre üstte tarif edilen "sınıfsız toplum"un önündeki en büyük engel dindir ve bu hedefe ulaşmak için dini yok etmek gerekir.

İşte masonik felsefenin kulağa hoş gelen kavramları da Marksizmin bu süslü kavramları gibidir...

"İnsan Sevgisi"nin Masonlara Göre Anlamı: Masonlar her zaman tüm insanların kardeşliğinden, evrensel barıştan, hoşgörüden söz ederler. Tüm insanların birbirlerine karşı sorumlu olduklarını söylerler. Bunlarda bir sorun yoktur, insanlar arasındaki ilişkileri geliştirmeye yönelik sözlerdir. Peki ama insanın Allah'a karşı olan sorumluluğu ne olacaktır?.. Masonik felsefenin gerçek yüzü, bu soru karşısında ortaya çıkıyor. Çünkü bu felsefenin sözünü ettiği "insan sevgisi", insanların hepsinin Allah'ın kulu olduğunu bilmekten-ve Yunus Emre'nin dediği gibi "yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevmekten"-kaynaklanan dini bir sevgi değildir. Aksine, tüm insanların güya Yaratıcı olmadan kendi kendilerine bir evrim süreci içinde oluştuklarını iddia eden bir kavramdır. Masonik felfesenin "tüm insanların yardımlaşması" derken kast ettikleri anlayış, insanların dünyada tesadüfen var olmuş bir tür olduklarını ve türlerini devam ettirip geliştirebilmek için birbirlerine destek olmalarını savunan anlayıştır. Bu ise tam anlamıyla Allah'ı inkardır. Kısaca "hümanizm" olarak tanımlanan ve masonluğun temelini oluşturan bu felsefe, insanların Allah'ı değil, birbirlerini önemsemelerini ve sevmelerini öngörür. Türk mason localarının 1923'de yayınladığı "Meşrik-i Azam İçtimai Zabıtları"nda, bu karmaşık felsefe şöyle ifade ediliyor:

"Biz artık Allah'ı hayat gayesi olarak tanımayacağız. Biz bir gaye yarattık... O gaye Allah değil, beşeriyettir". Bir başka masonik kaynakta ise şöyle denmektedir: "İptidai cemiyetler, acizdiler, acizleri dolayısıyla etraflarındaki kuvvetleri ve hadiseleri ilahlaştırdılar. Masonizm ise insanı ilahlaştırdı." Masonluğun temelini oluşturan hümanizmin tanımı, bu felsefenin doğrudan din aleyhtarı bir kimliğe sahip olduğunu gösterir. 20'ci yüzyıldaki hümanist felsefe akımının öncüsü olan Julian Huxley, Darwin'in evrim teorisini rehber kabul ederek "Evrimsel Hümanizm" adı altında yeni bir din kurmuş ve bunun anlamını da şöyle ifade etmiştir: "Ben "hümanist" kelimesini kullanırken, insanın, aynı bir bitki ya da hayvan gibi, doğal bir varlık olduğunu kastediyorum. Yani insanın bedeni, zihni ve ruhu, doğa üstü bir güç tarafından yaratılmadı, aksine evrim süreci sonunda oluşmuştur. Dolayısıyla insan, her hangi bir doğa üstü gücün kontrolü yada yol göstericiliğine değil, sadece kendi varlığına ve kendi gücüne inanmalıdır." (American Humanist Association tarafından dağıtılan masonluğu tanıtım dergisi)

Huxley'in yolunu izleyen John Dewey adlı Amerikalı filozof, 1933 yılında bir "Hümanist Manifesto" yayınlamıştır. Manifesto'da vurgulanan temel düşünce, İlahi dinlerin ortadan kaldırılmasının zamanının artık geldiği ve bunlar yerine, insanoğlunun bilimsel ilerleme ve sosyal işbirliğine dayalı yeni bir çağa girmek üzere olduğudur. 1973 yılında yayınlanan ikinci Hümanist Manifesto'da ise insanlığı tehdit eden sorunlar anlatıldıktan sonra bu felsefenin Allah'ı nasıl inkar ettiği şöyle özetlenir: "Bizi kurtaracak bir Yaratıcı yoktur, kendimizi biz kurtarmalıyız." (American Humanist Association. "Humanist Manifesto". The Humanist Eylül/Ekim 1973). İşte masonik felsefenin temelindeki hümanizm de budur.

Bu felsefede kulağa hoş gelen tüm süslü sözler de aldatıcıdır. Çünkü Allah'tan yüzçevirildikten sonra "insanlar arasında sevgi, barış, kardeşlik" ve saire gibi kavramların bir kıymeti kalmaz. İnsanoğlunun varoluşunun amacı, Kuran'ı Kerim'in "Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım" ayetinde bildirildiği gibi, Allah'a kulluk etmektir. İnsan bu görevini terk edip Allah'a isyan ettikten sonra hiç bir şekilde kurtuluşa eremez. Kaldı ki, insan Allah'a iman edip O'nun yoluna uymadıktan sonra, diğer insanları da gerçekten sevemez. Masonların sık sık vurguladıkları "insan sevgisi" bir aldatmacadır; inkara dayalı sistemler insanın ruhundaki kötülükleri körükler ve dolayısıyla sadece kan ve zulüm doğurur. 20'ci yüzyılda komünizm, faşizm gibi din-dışı ideolojik sistemler yada bu sistemler arasındaki çatışmalar nedeniyle yüz milyonlarca insan katledilmiş, milyarlarca insan da baskı ve zulüm görmüştür. Masonların gerçekleştirdiği Fransız İhtilali'nin "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" sloganıyla başlatıldığını, fakat ihtilal boyunca onbinlerce insanın kafaları kesilmek üzere giyotine gönderildiğini hatırlamak gerekir.

"Bilim ve Akıl Yolu"nun Anlamı:
Masonluk, nasıl "insan sevgisi" kavramını Hümanizm çerçevesine alıp bir inkar aracı haline getirdiyse, "bilimsellik" ve "akılıcılık" kavramlarını da yine din-dışı ve hatta din aleyhtarı bir biçimde yorumlamıştır. Bir müslüman için bilim Allah'ın yarattığı evreni tanımak ve O'nun yaratışındaki sırları kavramak için kullanılacak bir araçtır. Akılcı düşünce ise, Kuran tarafından emredilen bir ibadet ve bir iman alametidir. Oysa masonik terminolojide bu iki kavramla kast edilenin tamamen farklı şeyler olduğu görülür. Bu düşünceye göre, bilim Allah'ın yarattıkları incelemek için kullanılacak bir araç değildir. Aksine, bilime inanmak ateist olmakla eş anlamlı gibi gösterilmeye çalışılır. Bilim adı altında, Darwinizm gibi aldatmacalar topluma empoze edilir. Aslında bizzat bilim tarafından reddedilen Darwinizm aldatmacasıyla, dine karşı sinsi bir mücadele yürütüyor. Türk masonlarının bir yayın organında, dinsizliği "bilim" maskesi altında yaymanın masonların en büyük görevi olduğu şöyle ifade edilmektedir: Hepimize düşen en büyük insancıl ve masonik görev, olumlu bilim ve akıldan ayrılmamak, bunun evrimde en iyi ve tek yol olduğunu benimseyerek bu inancımızı insanlar arasında yaymak, halkı olumlu bilimlerle yetiştirmektir. Ernest Renan'ın şu sözleri çok önemlidir:

"Ancak halk olumlu bilim ve akıl ile eğitilirse, aydınlatılırsa, dinlerin boş inançları kendi kendine yıkılır." Lessing'in şu sözleri de bu düşünüyü destekler: "İnsanların olumlu bilim ve akıl ile aydınlatılmasıyla bir gün dine gerekseme kalmayacaktır." İşte masonluğun dine yaklaşımı budur. Masonların "biz Allah inancı olmayanları aramıza almayız, hepimiz Allah'a inanırız" şeklindeki sözlerinin de sadece bir kamuflaj olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim masonik kaynaklara bakıldığında Allah inancının örgütün içinde aşamalı bir şekilde ortadan kaldırıldığı görülebilir. Bir masonik metinde şöyle denir: " Sizler Allah'ı, kader, tabiat, kanun, kuvvet gibi zeka ve ruhunuzun temayülüne, inanç ve idrakinize göre herhangi bir isimle adlandırabilirsiniz." (Mimar Sinan Dergisi,1982). Oysa ki Allah, kaderi de, tabiatı da, kanun, kuvvet ve zekayı da yaratmış olan sonsuz kudret sahibidir. Bu en büyük hakikatten gaflet içinde olan masonluk, kendi gafletini topluma yayma çabası içindedir.

Önlüksüz Masonlar:
Sonuç olarak denebilir ki, masonik felsefe, insanların Allah'ı inkar etmesini hedeflemekte, ancak bu inkarı, insan sevgisi, bilimsellik, akılcılık gibi süslü sözlerle üstü kapalı bir şekilde yapmak istemektedir. Bu gerçek fark edildiğinde, masonluğun aslında son derece yaygın ve etkili bir örgüt olduğu da kendiliğinden anlaşılmaktadır. Çünkü sözkonusu inkar yöntemi, toplumun farklı kesimlerinde pek çok insan tarafından ısrarla savunulmaktadır. Dinsizliği savunurken bunu "çağdaşlık", "modernlik" ve saire adına yaptıklarını söyleyenler; dinle bilimin çatıştığını iddia edenler: insanın, Kuran'ın yol göstericiliğine gerek olmadan doğruyu bulabileceğini savunanlar, tüm bu insanlar gerçekte birer masondurlar. Bazıları masonların ifadesiyle "önlüklü" masondur, yani mason localarına kayıtlı birer fiili üyedirler. Daha büyük bir kısmı ise "önlüksüz" masondur, yani localara kayıtlı olmasalar, hatta masonluğu tanımasalar da masonik felsefeyi benimsemiş kişilerdir, aralarında Süleyman Demirel'de dahil Türkiye'de binlerce "önlüksüz" mason vardır. Onları bulmak için uzağa gitmeye gerek yoktur. Gazete sayfalarında yada televizyon kanallarında biraz gezinmekle yüzlercesine hatta binlercesine rastlanabilir.

Peki bu masonların-önlüklülerin ve önlüksüzlerin-amaçları nedir?
Basit: Amaçları, tamamen dinsiz bir dünya kurmak ve gerekirse bunun için dindarları tasviye etmektir. Bu amaçla Kuran'da haber verildiği gibi, "gece ve gündüz hileli düzenler kurup" insanlara "Allah'ı inkar etmeyi ve O'na eşler koşmayı emretmekte"dirler. (Sebe Suresi, 33). Bir masonik metinde masonluğun tüm dünyayı kapsayan bir "Hümanist din" kurma hedefi ve bu amaçla düzenlenen bir tür ayin şöyle ifade edilir: "Bugün yavaş da olsa, şuuru tam manasıyla tatmin edebilecek tek ve evrensel bir din teşekkül etmektedir... Bu evrensel dine paralel olarak, bir de dünya görüşü ölçüsünde ahlak kurulacaktır... böyle bir din insanı kainatla birleştirecektir. İşte bu tam manasıyla MASONİZM'dir. Bu din kişiler arasında gönülden gönüle kurulacaktır. Kurulan bu dinin mabetleri insanlık mabetleri olacaktır. Bu tapınakta okunan ilahiler, bir insanın ruhundan fışkıran müzik eserlerinin en soylusu olan Bethowen'in 9'cu Senfonisi belki de oluşturacaktır... Mithra efsanesindeki Boğa'nın eti ve kanı yerine, ekmek yiyerek ve kırmızı şarap içerek bu doğuşu kutluyoruz. Komünyonun manası olan inanç birliği yapıyoruz burada biz. Yeni bir yılda bu kutsal mücadelemizi şöyle vaftiz edip bitirmek istiyorum. Ekmekten bir parça daha yiyiniz, kardeşlerim, bu dinin misyonerleri olan sizler, ekmeği paylaşan aziz dostlar olsun. Ateş yiyerek bir daha şarabınızdan içiniz kardeşlerim, kan kardeşi olmak için." (Mason Dergisi,1981). Açıkça görüldüğü gibi, masonların amacı, dinleri ortadan kaldırarak Hümanist felsefeye dayalı yeni bir dünya, yani tümüyle dinsiz bir dünya var etmektir.

Ancak bilinmelidir ki eğer onların bir planı varsa, kuşkusuz Allah'ın da bir planı vardır. Bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır: "Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır." (Ali İmran Suresi, 54)... "İnsan" kavramının putlaştırıldığı, materyalist ve evrimci felsefenin tek doğru sayıldığı bir dünya hayalidir bu.

Mason öğretisine göre gerçek Mason nasıl bir İnsandır?…

Her mason, toplum içindeki sıradan insanlardan biridir... sizden farklı değildir. Ne yetkin, yani mükemmel denilebilecek düzeyde çok üstün niteliklerle donanmıştır, ne de kötü bir kişidir. Her masonun, diğer tüm insanlar gibi, doğrularıyla birlikte yanılgıları, olumlu yönlerinin yanı sıra noksanlıkları vardır. Bir mason, Masonluğun amaç ve ilkelerini benimseyip bunları içine sindirerek sahiplendikçe, diğer masonlarla bilgi ve görüş alış verişi yaparak kendini geliştirdikçe daha olgunlaşabilir. Bu çabasını sürdürdükçe yetkinleşmeye doğru ilerleme olanağını elde eder. Hiçbir mason, hatta hiçbir mason örgütü, tek başına Masonluğun tümünü temsil edemez. Kimi masonların bireysel tutum ve davranışlarına, hatta belirli bir mason örgütünün özelliklerine bakarak Masonluğun evrensel boyuttaki tümü üzerinde bir yargıya varılamaz. Bu konuya çok yönlü ve geniş kapsamlı olarak bakılmalı, ancak ondan sonra bir değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca hiç kimse, bir kurum yada bir kişi hakkında onu iyice tanımadan, onu tüm yönleriyle bilmeden doğru bir yargıya varamaz. Masonluk hakkında bir övgü yada yüceltmeye, bir eleştiri yada kötülemeye girişmeden önce, bu konuda iyice bilgi sahibi olmak gerekir. Yoksa Masonluk hakkında söylenen kötüleyici sözler bir safsata olmaktan öteye gidemez. Nitekim, yıllarca masonların kendilerine yöneltilmiş çeşitli suçlamalara hiçbir yanıt vermemiş olmalarının bir nedeni de budur. Safsata ile uğraşıp zaman yitirmek istememişlerdir. Masonluğu kötüleyenler ile hiçbir sonuç vermeyecek demagojiye girmekten sakınmışlardır.

Kendi kaynaklarına göre Masonluğun Doğru Tanımı:

"Masonluğu doğru tanımlamanın zorluğundan söz edip konuyu geçiştiremeyiz"... Noksan bile olsa, bazı tanımlar yapabilmeliyiz. İşte bu tanımlardan birkaçı: " Masonluk, kendine özgü bir kuruluşu ve bir örgütlenme şekli olan, sosyal içerikli bir dernektir "... Masonluk, olgunlaşmak ve yetkinleşme yolunda ilerlemek isteyenler için, düşünsel ve töresel, insancı, yani insanı, eşitliği ve kardeşliği esas alan (hümanist) nitelikli bir kurumdur. Masonluk, öncelikle akıl verilerine dayanarak ve bilimsel yöntemlerle gerçekleri araştırma yöntemi ve sanatıdır. Masonluk, amaçlarının gerçekleştirilmesine gönül vermiş, ilkelerini içtenlikle benimsemiş, "mason" denilen kişilerin topluluğudur.

Masonluk, özgür düşüncelerin üretildiği, bunların özgürce görüşülüp tartışıldığı bir ortamdır... Masonluk iyiyi, doğruyu, güzeli benimsemeyi öncelikle tutan bir yaşam biçimidir. Fakat Masonluk tek başına bunlardan hiçbiri değildir. Masonluk bunların hepsidir; hatta çok daha fazlasıdır. Masonluğa bir olumsuz ön yargı ile bakanlar, masonları çeşitli bakımlardan suçlayıp onları ve Masonluğu kamu oyunun gözünde küçük düşürmeye çalışanlar, sözlüklere Masonluğun tanımı için birtakım başka karşılıklar da yerleştirmişlerdir. Masonluğu birtakım doktrinlerle özdeşleştirenler, masonları belirli bir ulusun uyduları gibi göstermeye çalışanlar da olmuştur. Masonluğun ne olduğunu ve ne olmadığını bilmeyenlerce kötülenmesinde, çok kötü bir şey olduğunun sanılmasında, bir zamanlar kasıtlı olarak yapılmış yukarıdaki gibi mecazi tanımların, ipe sapa gelmez suçlamaların etkisi vardır. Böyle kasıtlı tanımların ve nitelendirmelerin yapılmış olması, Masonluğun amaçlarının ve ilkelerinin, birtakım kişilerin ve belirli zümrelerin görüşlerine ters düşmesi, işlerine gelmeyişi, hatta çıkarlarını zedelemesidir.

Masonluğa saldıranların ve masonları kötüleyenlerin en büyük korkusu, Masonluğun ne olduğunun ve ne olmadığının toplumda iyice ve açıkça anlaşılmasıdır. İşte şimdi biz, bunu yapıyoruz: Masonluğun ne olduğunu herkese açıkça anlatıyoruz. Masonluk üzerine örtülmüş sis perdesini kaldırıyoruz. Bu açıklamaları yapışımızın nedeni yanlış anlaşılmasın. Masonluğa saldıranlara ve masonları suçlayanlara yanıt vermekte değiliz. Masonluğun ne olduğunu, bu konudaki gerçekleri öğrenmek isteyenlere bilgi vermek istiyoruz. Eğer siz bu konuda gerekli bilgileri edinmek istiyorsanız, şu soruların yanıtlarını bulmalısınız:

- Masonluğun amaçları nelerdir?

Masonluğun bir evrensel amacı var... bu evrensel amaç dünya yüzündeki tüm toplumların ve tüm insanların barış ve kardeşlik içinde bir arada olmaları. Fakat bu bir ülkü gelşecekte gerçekleşmesi düşünülen bir ülkü... bunun için de bir alt aşamada belki tolumlar ve insanlar arasında toplumların ve insanların birbirleriyle çatışmalarına yol açan etkenlerin ortadan kaldırılabilmesi için yapılan bir takım çalışmalar var. Bu çalışmalar masonlukta belki başka kurumlardan farklı bir biçimde yapılabiliyor. Bu farklılıkta masonluğun kurumsal bir etkinlikte bulunmaması yada kurum olarak herhangi birşey yapmaması... bunun için ancak ve ancak kişileri yetiştirmesi yani masonları yetiştirmesi ve masonların yapabilecekleri bireysel çalışmalarla bunun gerçekleşmesi, burada da bir amaç daha ortaya çıkıyor: toplumları oluşturan bireylerin bu amaca uygun bireyler olarak yetişmelerini yada kendi kendilerini yetiştirmelerini sağlamak.

- Masonluğun ilkeleri nelerdir?

Masonluğun temel ilkeleri özgürlük eşitlik ve kardeşlik diye üç ayrı ilkenin bir araya getirilmesiyle oluşur... kuşkusuz bu ilkeler yalnız masonluğa özgü değildir. İnsanlığın tümüne özgüdür ama masonlukta da kullanılan üç temel ilkeler bunlardır. İnsanlar için özgürlük insanlar arasında eşitlik ve tüm insanların kardeşliği. Evrensel ilke diye birşeyden söz etmek olanaklı değildir... çünkü mason kuruluşların arasında ilkeler bakımından bir takım farklılıklar vardır ama evrensel bir amaçtan sözetmek söz konusu olabilir. Evrensel amaç ta tüm insanların ve tüm toplumların barış ve mutluluğunun sağlanmasıdır. İlkeler bu aöaçlar için yapılacak olan çalışmalar için geçerli olur.

- Türkiye'de kaç mason var?

Türkiyede masonluk şu anda olması gerekenin çok altında... Türkiye'de üç tane mason örgütü var: bunlardan en büyüğü: Hür ve kabül edilmiş masonlar locasıdır... yaklaşık 15 bin kadar üyesi vardır. İkincisi: özgür masonlar büyük locasıdır... onun da yaklaşık 4 bin kadar üyesi vardır. Üçüncüsü de: kadın masonlar büyük locası dır... onun da yaklaşık bin kadar üyesi vardır. Yani nereden bakarsanız bakın Türkiye'de 20 bin kadar mason vardır.

- Nasıl mason olunur?

Masonlar kendileriyle çalışabilecek kişileri kendi aralarına davet ediyorlar... o kişilerden kendi öngördükleri dostlarından yakınlarından masonluğa girmek isteyip istemediklerini soruyorlar ve onları yönlendiriyorlar. Eğer onlar masonluğa girmek isterlerse o zaman onların masonluğa girme işlemleri yapılıyor. Ama bunun dışında pek ender olarak ben mason olmak istiyorum diye mason kuruluşlarına başvuranlar da var. Yani aileden geçmiyor... öylesine geçmiyor ki, mesela bir ailede o kadar mason varken, biri kalkıp bir ailede yeter bu kadar mason diyerek, mason olmayı kabül etmiyor. 

- Masonluk'taki örgütlenme sistemi nasıldır?

Masonlukta örgütlenme yapısını yukardan aşağıya değilde aşağıdan yukarıya incelemek daha doğru: her mason bir küçük masonik birimin bir üyesidir... bu küçük masonik birim loca olarak anılır ondan sonra bu localar bir araya gelerek büyük loca denilen sistemi yada obidyans denilen sistemi oluştururlar. Masonlukta temel örgütlenme yapısı budur. Ama bunun dışında birde özellikle yüksek derecelerde bir yüksek derece otoritesi kendi kendine oluşur. O da kendi altında çalışacağı daha küçük birimler oluşturur. Bu da bir farklı örgütlenme yöntemidir.

- Masonluğun tarihçesi nedir?

Masonluk prensip itibariyle dünya üzerinde geniş bir kurum. Masonlardan yada mason denilen kişilerden oluşan bir kurumdur. İlk kez ortaya çıkışı 18'ci yüzyılın başlarında ingiltere'nin Londra oldu. Ama ondan sonra da Fransa'ya ve sonra tüm Avrupa kıtasına yayıl. Daha sonra Amerika'ya yayılıyor, ve daha sonra da tüm dünyayı sarıyor. Mason kelimesini eğer batı dillerinde ele alacak olursak: Duvarcı veya Bina yapan kişi anlamına gelir... ama Türkçemizde bu anlamda kullanılmadığı için: mason Türkçede doğrudan doğruya bir mason kuruluşunun üyesi anlamına gelir.

- Türkiye'de Masonluk nasıl kurulmuş, nasıl gelişmiştir?

Masonluk Türkiye'ye 18'ci yüzyılın yarısında... yani Osmanlı zamanında geldi. Ancak o tarihlerde Türkiye'deki masonluğun kesinlikle yabancı ülkelerin masonluğu yada yabancı ülkelere bağlı masonluk olduğu söylenebilir. Bu ikinci Meşrudiyetin ilanına kadar bu şekilde sürmüş gelmiştir. İkinci Meşrudiyetin ilanından hemen sonra da Türkiye'de ulusal bir Türk Masonluğu kurulmuştur. Türkiye' nin en eski masonu Çelebizade Sait Çelebi'dir... ancak tanınan bir kişi değildir. Ama 19'cu yüzyılda mason olduğunu bildiğimiz çok kişiler vardır... örneğin Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, hatta bunların arasında en ünlü masonlardan birisi de sultan beşinci Murat' tır.

- İsteyen kişi Masonluktan ayrılabilir mi?

Masonluktan çıkmak elbette mümkün... bir kişi ben mason değilim derse veya ben masonlukta bulunmak istemiyorum derse masonluktan çıkar... ama kişinin masonluktan çıkamayacağı nokta şu: Masonluk bir rütbe değil, kişiye verilmiş olan bir nitelik. Bu nitelik kişiye bir kez veriltikten sonra o niteliği ondan hiç kimse alamıyor... ama kişi ben bunu istemiyorum derse üzerinden kendisi atabilir. Masonluktan kendi dileği ile çıkmiş olan çok kişiler vardır... ama bunların içerisinde kimler vardır bunları pek anımsamak kolay değildir ama belki daha sonra gündeme gelecek olan yani masonluktan kendi dileği ile ayrılmış olan kişilerden birisi de mesela Süleyman Demirel'dir.

                                                                                                                                 

to Top of Page