Home
Video
Uçak hobilerimiz
Müzik dinle
Eğlence ve Oyun
Çeşitli konular
Dünya
Tibet'te Bağımsızlık
Somali Korsanları
Dünya Ülkeleri
Almanya
Hollanda
İngiltere
Japonya
Çin Halk Cumhuriyeti
Amerika
Fransa
Sudan
Şehir Resimleri
Uydu-Uzay Resimleri
Dünyanın 7 Harikası
Gezilecek Yerler
Tabiat Resimleri
Doğa ve Manzara
Deniz Resimleri
Manzara Resimleri
Leopar Resimleri
Hayvan Posterleri
Hayvan Resimleri
Türkiye
Magazin
Ekonomi
Otomobiller
Toplum ve Yaşam
Kültür
Sanat
Bilim ve teknoloji
Site hakkında
Bize ulaşmak
Konuk defteri
   

Somali Korsanları

 

Nato Güvenlik Güçleri

Gemi kaçıran Somali'li Korsanlar...

Gemi korsanları, genelde deniz taşıtlarına saldıran, yağmalayan haydutlara denir... korsanlar bir milleti yada orduyu temsil etmezler ve çoğunlukla amaçları fidye almak yada ganimet ele geçirmektir... özellikle Somali açıklarında resmen terör estiren korsan sürüsü son yıllarda daha da aktif olup, yılda 2-3 milyar dolar maddi kayıba neden olmaktadırlar. Günümüzde korsanlık daha çok Pasifik ve Hint okyanuslarında yaygındır. Ülkesinde devlet odaklı güçlerin yapılanmasıyla daha da örgütleşen korsanlar bugüne kadar tam 82 gemi kaçırdılar. Afrika kıtasında yüzyıllar sonra yeniden doğan korsan teşkilatının kaçırdıkları gemilerin arasında tank yüklü bir askeri gemi bile var. Güney Afrika'nın açıkları başta olmak üzere korsanlar sürekli olarak özellikle yük gemilerine tehdit oluşturuyorlar. Ülkede otoriter bir hükümetin olmayışı korsanların ekmeğine yağ sürmektedir.

Deniz haydutluğunu tanımlamak için ise batı dillerinde piracy, "pirate" kelimeleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda bir iktidarın bilgi ve gözetimi dahilinde yapılan izinli korsanlık ile herhangi bir yasal dayanağı olmaksızın yapılan deniz haydutluğu aslında birbirinden farklı iki olgu olarak gerçekleşmektedir. 

Denizcilik te bir kural vardır, açık sularda başıboş halde bulduğun her hangi bir gemi senin malın gibi oluyor, teknik olarak içindekileri yok ettiğin zaman gemi başıboş oluyor ve resmi olarak senin olabiliyor. Bu boyuta varmasa da korsanlar bu durumu ülkelerinin açlığını yada bir takım maddi gereksinimlerini ileri sürerek sadece karnımızı doyurmak için kaçırdık şeklinde açıklasalarda istedikleri fidyeler yada verdikleri zararlar bunların ötesinde oluyor. Gemi kaçırma yöntemleri ise çok basit... küçük tekneler içinde 10-15 kişilik silahlı gruplar halinde Somali açıklarında seyreden bir yük gemisine yaklaşarak önce bir kaç el ateş açıyorlar... eğer gemi durmakta direnirse ağır silahları devreye sokarak geminin kaptan köşküne yönelik roket atarlarla saldırı gerçekleşiyor... bu arada grup içinden bir kaç kişi gemiye ip atarak yukarı tırmanıyor... ve sonra kaptanla birlikte tüm mürettebat rehin alınarak gemi korsanların kontrolüne geçiyor.

Daha sonra ıssız bir limana çekilen gemi haftalarca, hatta aylarca bekletiliyor... biz ıssız bir liman diyoruz, ancak burası hiçte ıssız bir yer değil... aslında bütün bu olan bitenlerden Somali hükümetinin haberi var, son yıllarda git gide zenginleşen haydutlarla mücadele etmekte zorlanan hükümet, kaçırılan Amerika ve Avrupa bandıralı gemilerinden memnun bile kalıyor... çünkü onlara da el atından bir kısım paralar veriliyor... ülkede öyle bir hiyerarşik düzen var ki, hiç kimse sorumluluk almıyor. Yani açıkcası Somali'de yaşanan bu gemi kaçırma olaylarında oldukça önemli bir rant elde eden çevreler var. Ve korsanların kaçırma eylemleri son günlerde daha da vahşileşti. Geçtiğimiz kasım ayında dünyanın en büyük tankerlerinden biri sayılan Suudi Arabistan bandıralı ağzına kadar petrol ile dolu  329 metrelik kocaman bir tankeri kaçırıp yüklü bir para aldılar... fidye bir hafta içinde gelmezse gemiyi ateşe veririz diye tehditler savuran korsanların en sonunda istekleri yerine gelince gemi salıverildi.

Son yıllarda mafya ve devlet icinde örgütleşen korsan tugaylarında öyle bir istihbarat teskilatı var ki, ne zaman hangi saat'te, hangi yük gemisinin Somali açıklarından geçeceğini önceden çok iyi biliyorlar. Bu da onlara dünyanın dört bir köşesinden özellikle Avrupa dan bilgi aktarımı konusunda yetişkin elemanların devrede olabileceği kuşkusunu uyandırıyor.

Kaçırılan bütün gemilerde adeta misafir gibi ağırlanan korsanlar en sonunda geminin sahibi yada yükü gönderen kargo şirketinden istenilen paranın teslim alınması konusunda adamlarını devreye sokuyor, okyanus sularında teslim alınan fidyenin miktarı bazen 10 milyon doları geçiyor... bazende bir iki milyon dolar la yetinen korsanlar... yeni bir kurbanın peşine düşüyorlar. 

Henüz daha ilk zamanlarda, yani acemi oldukları dönemlerde dışarıdan çekilen video görüntülerinde silahlandırılmış hint fakirleri gibidir bu adamların görüntüleri... aralarında doğru dürüst ingilizce bilen elemanları bile yoktu... direk diyalog kurulamadığı için Amerika'da, Avrupa'da bu adamlarla pazarlık yapılmasını sağlayacak aracı şirketler vardır. Yüklüce bir para bu şirketlere bırakmayı ve üstünede korsanlara fidye ödemek isteniyorsa bu şirketlere gidilir. Ha yok benim acelem, yada ödeyecek bir kuruş param yok diyorlarsa Nato güçleri devreye giriyor. Bir zamanlar borcu yüzünden mazotu bitip kendi kucaklarına sürüklenen bir Türk gemisine fidye alamayız diye el koymamışlardı... aslında vicdani değil ticari bir karardı bu.

Yüzyıllardır var olan korsanlar bu konuda tek başına değildirler: Edonezya, Filipinler, Karayip denizleri gibi yoğun gemi trafiğinin fakir ülkelerin arasından aktığı bölgelerde deniz korsanları hep aynı işi eskiden beri yapmaktadır. Somalili korsanların aniden gündeme gelmesi, Somali'de böyle bir sorun olduğunun hatırlanması ilginçtir. Tesadüfen bir Nato gücünün orada hazır olması da ilginç... zaten ne zaman medya hep var olan -global veya lokal- bir sorunu aniden dert edinirse, bilin ki sonu bir operasyonla bitecektir. Gemilere bazen 50-60 kişilik çeteler halinde saldırıyorlar. Bir korsan çetesi, suları iyi bilen eski balıkçılardan, silah kullanabilen atletik yapılı eski askerlerden, ve bilgisayar yada uydu telefonu veya cihazı kullanabilen bir teknik ekipten oluşuyor. Kargo sahibinden koparılan fidye bu üç grup arasında paylaşılıyor. Korsanlık işinde çalışanlar Somali'de büyük hürmet görüyor, en güzel kızlarla evleniyor, en büyük evlerde yaşıyorlar... bir de kendilerine korsan değil, sahil güvenlik şeklinde hitap ediliyor.

Bunların birden böyle ortaya çıkması bazen insanları kıllandırmıyor değil... küçük bir araştırma sonrası ABD'nin 2006 dan beri Somali iç savaşında taraf olduğu, 2007'de güney Somali'yi kontrol eden islamcı yönetime karşı havadan ve denizde harekatlar düzenlediği, ve Somali'nin büyük miktarda açılmamış petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olduğunun tahmin edildiği bilgilerine erişiyoruz. Bununla iş biraz daha ilginçleşiyor... Kenya'nın da Somali gibi açılmamış petrol kaynakları olduğu tahmin ediliyordu... fakat Somali ve Kenya toprakları uzun süredir yabancı petrol devlerine kapalıymış. Çin bu yüz yılın başında atağa geçmiş ve 2006'da Kenya ile, 2007'de de Somali ile petrol arama anlaşmaları yapmış. Hemen ardından ABD yavaş yavaş aktif olarak Somali hükümetine yanaşmaya başlamış ve Somali iç savaşına müdahil olmuş.

Şu an resmen taraf durumunda. Kenya'ya gelince, daha birkaç ay önce Kenya asıllı Barack Obama başkan seçilince Kenyalılar kendileri seçilmiş gibi sevinmediler mi?... Şimdi başa dönelim, madem Somali'de korsanlık 2005'te başlamış ve üç senedir senede iki gemi ortalaması ile devam ediyordu, bu nasıl bir gaza gelme ki, 2008 sezonunu Nisanda açan korsanlar o zamandan bu zamana 25 gemi kaçırabiliyorlar?.. (üstelik bunların 9 tanesi sadece geçen ay içinde kaçırılmış) peki ne oldu? birden yeni teknikler mi öğrendiler?.. birilerinden talimat mı aldılar?... Komplo teorisi mi gündeme geldi? öyle ya... ama insan yine de sorma ihtiyacı hissediyor: Afrika petrolü (eğer iddia edildiği gibi varsa) kimlere yar olacak?.. acaba dünyaya değişim vadeden Barack Obama, bu "değişime" Afrika'daki yeni dost hükümetleri vasıtası ile mi başlayacak?... Bu sorunun, geçmişte kalan komik bir paranoyaklık mı, yoksa yapay bir ileri görüşlülük mü olduğunu ise zaman gösterecek.

Korsanların kendileri, yaptıkları açıklamalarda çevreci olduklarını söylüyorlar. Öyle ki, Avrupa ülkeleri ve emperyalist ülkelerin Somali kıyılarına zararlı atık bıraktıklarını söylüyorlar ve sahillerinin kirlenmesine, halklarının zehirlenmesine izin vermeyeceklerini belirtiyorlar. İstenilen fidyelerin çoğunu, bu atıkları temizlemek için kullanılacağını ve istenilen fidye miktarlarının "atıkları temizlemek" için az bile olduğunu söylüyorlar. Bu konuda Birleşmiş Milletler'in yaptığı araştırmalar da Somalili korsanları haklı çıkarıyor. Somali açıklarında çok zehirli atıkların olduğu, aslında belgelerle ispatlanmış durumda. Bu durumda Somalili korsanlar bir bakıma, emperyalizme karşı mücadele ettiklerini düşünüyorlar ki ben kısmen haklı olduklarını düşünüyorum. Korsanlar deyip geçmeyelim. "Korsanlık" Somali'de bir sektör gibidir, "Korsanlık"tan elde edilen miktarlar, Somali ekonomisinin yarısına denk geliyor. Düşünün artık. Dediğim gibi Korsanlar boş değil. Ellerinde güçlü silahlar var ve hepsi organize çalışıyorlar. Mesela bir "Ana Gemi" de, suları çok iyi bilen balıkçılar, silah kullanmada uzman atletik askerler ve teknolojiden çok iyi anlayan teknik bir ekip ile çalışıyorlar.

Tamamen örgütlü bir güç. Bu teknik ekip, özellikle uydu telefonu kullanmada son derece usta, profesyonel kişiler. Anlayacağınız, korsanlar diye "sıradan bir grup" gibi anlatılan kişiler aslında, tamamıyle bu işin içinde uzman bir ekip. Açıkcası ben destekliyorum, ama silahlı yöntemlerini değil tabi. Zengin ile fakirin arasındaki uçurum çok büyük. Zenginler, fakirlere pay vermiyor ve fakirler aç kalmaktansa bu tip örgütler oluşturup, kendilerince meşru hareketlerde bulunuyor. Bizim gibi ABD ve bilimum emperyalist yanlısı bir ülke için sadece bir "korsan" veya bir "haydut" yada bir "terörist'tir bunlar, ancak fakirlikten kırılan Afrika ülkeleri için ve bu ülkelerde yaşayanlar için bu adamlar birer kahraman... websitemizde diğer bir sayfada Sudan'da açlıktan ölüme terk edilen bir çocuk resmini görünce hergün içim burkuluyor. Bu nasıl bir dünya ki çocuklar yırtıcı kuşlara terk ediliyor?.. Mesela Somali'de "korsan" olanlar, genelde ülkede üst seviye olarak nitelendiriliyormuş. Kızlar, korsanlara gözü kapalı veriliyormuş filan da falan. Korsanları sevelim sayalım efendim. Hatta "Yaşasın Somalili korsanların haklı mücadelesi" mi diyelim?... insani açıdan bu olayı tasvip etmek mümkün değildir tabiki. Yarın birgün bizim de başımıza gelebilir.

Yanlış analiz ediliyorlar, fakat deniz korsanlığını da sadece fakirlikten yapmıyorlar bence... sonuçta bunun cephanesi, silahı var. Halbuki hava korsanının uçak bileti ve oyuncak ayıdan başka masrafı yok... gerçi kalaşnikof dediğin de peynir ekmek gibi gidiyor Somali'de. Devlet sübvanse etmezse zor bu devirde korsan bir iş kurup tutturmak. Hele şu küresel mali kriz döneminde ayakta kalabilirlerse önleri açık bence. Ancak alınan önlemler de artıyor... batılı zengin firmaların gemilerinde sürekli artış gözlenince firmalar kendi hükümetlerinde izin alarak gemilerinde bundan böyle çok sayıda ağır silahlı asker bulundurmayı hedefliyorlar. Yani bu gidişle korsanlar artık elini kolunu sallayarak her hangi bir gemiyi çevirip kaçırma eyleminde bulunamayacaklar. En azından alınan yeni önlemler bunu gösteriyor.                                                                                                                                                  

Devlet desteği olmadan korsanlık yapmak mümkün değil...

Uluslararası Denizcilik Bürosu, somut olarak kimi yardıma çağırıyor?.. ABD’yi mi?.. aslında konu ile ilgili haber veren Amerikan ve İngiliz haber ajansları "somalili korsanlar" kavramını bütün dünyaya kabul ettirdi. Şimdi bütün dünya basınında "Somalili korsanlar" ifadesi kullanılıyor. Oysa, korsanlar Somalili olsa bile iki büyük gemide üslenmiş durumda. Bu gemilerin etrafında da NATO gemileri dolaşıyor. Korsan denilen grupların elinde en fazla roketatar var. Yani korsanlığı Amerikan savaş gemileri himaye ediyor... daha doğrusu koruyor.

2003 yılında İngiltere‘nin en yetkili emniyet görevlisi olan Metropolitan Polis Örgütü Genel Müdürü Sir John Stevens, El Kaide’nin İngiltere içindeki pek çok terör örgütünü kendi amaçları için kullandığını ve en büyük tehlike olmayı sürdürdüğünü açıklamıştı. İngiltere‘de faaliyet gösteren "İslami terör grupları" nın tümünün El Kaide ile ilişkili olup olmadığının sorulması üzerine, büyük bölümünün öyle olduğuna inandıklarını söyleyen Stevens, Kuzey Afrika orijinli diğer bazı grupların bağımsız faaliyetlerinin de sürdüğünü ifade etmişti. Halbuki, gerçek şudur: İslami denilen terör örgütlerinin çoğu İngiliz istihbarat servisi tarafından kurdurulmuştu veya kontrol edilmekteydi. El Kaide örgütü de ABD, İngiltere, İsrail, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak yapımıdır. El Kaide’nin kuruluşunda beyin görevini İngiltere yapmıştır. İstihbarat olmadan terör olmaz... El Kaide diye bir örgüt yoktur. Eğer bir örgütten bahsediyorsanız, bu örgütün siyasal bir hedefi olması gerekir. Kimse El Kaide’nin hangi somut hedefe ulaşmak istediğini bilmiyor.

Oysa İRA, ETA gibi terör örgütlerinin somut hedefleri ve somut coğrafi alanları vardır. Ayrıca bunların bir kadrosu ve bir örgüt yapısı da vardır. El Kaide’de bu unsurların hiçbiri yok. Ne kadrosu var, ne de coğrafi bir alanı. Bütün dünya eylem alanları bunların. El Kaide, bir istihbarat servisinin yaptığı operasyonun kod adıdır. Bu yüzden de bizim önce yapılan bu operasyonu deşifre etmemiz gerekir. Çünkü El Kaide operasyonuyla dünyada bir siyasi sonuç yaratılmak isteniyor. El Kaide eylemlerinden çıkan tek siyasi sonuç, Batı dünyasında bir İslam aleyhtarlığının doğuşudur ve İslam’ın terörle özdeşleşmesidir. Böyle bir siyasi sonuç niçin isteniyor ve bunu kim istiyor sorusunun cevabını bulmalıyız önce. Şimdi de "Somalili korsanlar" kavramını bütün dünyaya kabul ettiren haber ajanslarının ABD ve İngiltere adına bir siyasi sonuca ulaşmaya çalıştığını görmeliyiz.

Somali’de otonom Galmuid Federe Devleti Başkanı Dr. Muhammed Warsame gemi kaçırma olayları karşısında güvenlik güçlerinin yetersiz kaldığını belirtiyor, "Korsanlar Somali hükümetinden daha güçlü" diyor. Sorunun çözümü için ülkedeki aşiretlerin biraraya getirilmesi gerektiğini ifade eden Warsame "Bunu büyük ülke Türkiye yapabilir" diyor. Merkezi Malezya’da bulunan Uluslararası Denizcilik Bürosu, "Somalili korsanlar"ın kontrol edilemez hale geldiğini bildiriyor. Haber, bütün dünyaya bu başlıklarla bildirildi... Somalili korsanlar... oysa, açık denizde üstelik okyanusta korsanlık yapabilmek, bir devlet desteği olmadan mümkün değildir. Somali diye bir devlet bırakmadıklarına göre bunu kim yaptırıyor? Uluslararası Denizcilik Bürosu’nun Korsanları İzleme Merkezi Müdürü Noel Choong "Durum şimdiden kontrol edilemez halde... ABD ve uluslararası toplum bu tehdidi sonlandırmalı" diyor. Uluslararası Denizcilik Bürosu’na göre, ocak ayından beri Somali açıklarında aralarında Türk gemilerinin de bulunduğu 94 gemiye saldırıldı. Şu anda ise 17 kadar gemi, 250 mürettebatla hala korsanların elinde bulunuyor.

Mücadele için olanak yok...

Hükümet yetkilileri "Korsanlara karşı uluslararası dayanışmanın şart olduğunu" söylüyor... her aşiret kendi meclisini kurmalı ve temsilcilerini göndermeli. Böylece istikrarlı bir hükümet sağlanır. Demokrasi böyle olur. Bunu sağlamak için büyük paralara ihtiyaç yoktur... bugün hükümetin dünyadan haberi yok."Korsanların büyük sorun olduğunu vurgulayan başkan şöyle devam ediyor: "Bu korsanlarla mücadele edecek olanaklarımız yok, botlarımız yok. Dünya denizciliğinde kaos yarattılar... 82 gemi kaçırdılar. Kimse güven içinde değil. Korsanlar kıyıya çıksalar yönetim yakalayacak, açık denizlere gitseler savaş gemileri yakalayacak. Somali hükümeti yakalamıyor değil, elinden bir şey gelmiyor. Korsanlar hükümetten daha güçlü."

Bu arada Somalili olduğundan şüphe edilen deniz korsanlarının bir Alman kargo gemisini kaçırdığı bildirildi. NATO’nun Somali açıklarında deniz korsanlığını önlemek için oluşturduğu güç kapsamında bölgede görev yapan Portekiz savaş gemisi Corte Real’den konuşan NATO komutanı Korgeneral Alexandre Fernandes, Charelle adlı geminin Umman kıyılarındaki Sur’un 60 deniz mili açıklarında saldırıya uğradığını belirtiyor. Fernandes, ilk kez Umman’ın kara sularında bir geminin kaçırıldığının kayıtlara geçtiğini açıkladı.                                                                                                                                                 

Somali'deki Türk ve Arap gemilerini NATO mu kaçırdı ?..

Somali açıklarında bir Pentagon operasyonu uygulanıyor. NATO gemilerinin dolaştığı sularda roketatarlı, otomatik tüfekli gruplar gemi kaçırıyor... Korsan diye tanıtılan bu gruplar, iki Türk gemisinden sonra son olarak Suudi Arabistan’a ait dev bir petrol tankerine de el koydu... Hangi çağda yaşıyoruz yahu?... NATO gemilerinin cirit attığı sularda kim korsanlık yapabilir?.

Bazı gazete haberlerine göre, 12 Kasım’da Yemen’in 16 mil açıklarında korsanların saldırısına uğrayan YCD Denizcilik Şirketi’ne ait Türk bayraklı Karagöl isimli tankerin kaptanı, uydu telefonu kanalıyla açıklamalarda bulundu. Kaptan, korsanlarla 45 dakika mücadele ettiklerini, NATO gemilerinden yardım istediklerini, ancak hiçbir NATO gemisinin yardım çağrılarını dikkate almadığını açıkladı. Korsanların toplandığı gemileri olduğunu ve bir gemiden ayrılan iki botun, saldırısına uğradıklarını söyledi. Haberlere göre Somali açıklarında ticari gemilere saldıran korsanlar bölgede seyir halinde bulunan iki ana gemide organize oluyor. Son teknoloji ile donatılmış teçhizat bulunan Burum Ocean ve Athena isimli bu ana gemiler, radar ve AIS kanalıyla bölgede seyir eden ticari gemileri belirledikten sonra botlarla bu ana gemiden ayrılıp, saldırılarını geçekleştiriyor.

Konu korsanlıktan açılmışken biraz da tarihçesine değinelim... insanlar denizlere hakim olmaya başladığı çağlardan beri korsanlık hep var olmuştur...

Osmanlı döneminde korsanlık,

Osmanlı devletinde ise korsanlar deniz komando sınıfı idi... en büyük üsleri Cezayir idi. Hemen bütün büyük Türk amiralleri bu sınıftan yetişmişlerdir. Zira leventlerin (Bahriyeli) en gözü pek, zeki ve bilgili kısmı bu sınıfa geçiyordu. Ekserisi bir kaç Avrupa dili konuşurdu... en büyük korsan amirali Turgut Paşa dır. Barbaros Kardeşler de korsanlıktan yetişmekle beraber, onlar daha çok devlet kurucu fatihlerdir. Korsan filolarının hedefi düşmanlarının deniz gücünü vurmak, düşman sahillerini tahrip etmekti. Bu fiil, Fransızca'daki "corsaire" kelimesi ile ifade edilir.

Devlet hizmeti ile ilgili olmayan deniz eşkıyasına (Pirate) denir...  son asır Türkçesinde ise korsan denmiştir, fakat asıl Osmanlı terminolojisinde bu manada "derya haramisi, deniz haydudu, deniz haramisi, deniz şakıysi" kullanılmıştır ki bunlar hırsız katillerdir. Türkler'de Korsan ise korsan devlet bahriyesinin bir sınıfı idi... eski osmanlı metinlerinde en büyük amiraller "yarar korsandır, büyük korsandır, mahir korsandır" gibi tabirlerle övülür. Korsanlıktan yetişmemiş bir denizci tam bir denizci sayılmaz. Korsan karadaki Akıncının denizdeki mukabilidir... Türkiye imparatorluğunun kuruluşunda korsan sınıfı, akıncı sınıfı derecesinde çok büyük hizmetler görmüş, büyük fetihler yapmış, büyük muharebeler kazanmış, devletin denizdeki düşmanlarının belini büken, onları aciz bırakan kuvvetlerden olmuştur. Korsan sınıfı karadaki akıncı gibi bahriyenin en seçkin, en imtiyazlı en vuruşkan en fedai sınıfıdır. Bu günün deniz komandosu denilebilir... denizde en tehlikeli misyonları yüklenir ve hayatı pahasına başarır. En büyük görevi budur. Devletin sulh halinde bulunmadığı devletlerin gemilerini açık denizlere bırakmaz zapt eder, batırır, zarar verir, hiç olmazsa korkutur. 

İmparatorluk Türkiyesinin devamlı savaş halinde bulunduğu İspanya...

Korsanlar, Türk ticaret gemilerini ve yollarını himaye eder, emir alınca donanma hümayun’a katılıp sefere çıkar ve açık deniz muharebelerine katılırlar. Devletin sulh halinde bulunduğu, padişahça ferman verilmiş Hristiyan devletlere ve hiçbir şekilde Müslüman devletlere ait gemilere dokunamazlardı. Devletin donanma bünyesinde olmayan, devletin donanma bayrağına saldıran korsan gemisi reisinin derhal başı vurulurdu.

Türk korsan sınıfının gerçek kurucusu onu cihan şumul bir kuvvet haline getiren şahsiyet ikinci Bayezid’in üçüncü oğlu ve Yavuz Sultan Selim’in ağbeyi Şehzade Korkuttur. Bu iş için çok dikkatli bir siyaset takip etmiş ve çok büyük paralar harcamıştır. Bu suretle Barbaros kardeşleri himaye etmiştir ki en büyükleri Oruç Reistir. Ondan sonra kardeşi Hızır Reis (Barbaros Hayreddin Paşa) ve onun İstanbul’a çağrılması üzerine de Turgut Reis korsan ocağının başına geçmişlerdir. Arptalya kıyılarında limanları basar gemileri zapt eder, limanları bombardıman eder, sahilden hayli mesafede şehirlere kadar girip düşmanın maneviyatını altüst eder, ekonomik gücünü kırar... on altıncı asırda Turgut Reis yarım asır korsan ocağının başında bulunmuş bu sınıfın fonksiyonunu şahikasına çıkarmıştır. Ocağın merkezi İstanbul değildir... Batı devletleri suları ile karşı karşıya ve ispanya sahilleri ile yüz yüze olan Cezayir şehridir. Turgut zamanında orta Tunus başlıca korsan üsleridir. Bu yerlere Cezayir beylerbeyliği nin bir çok limanını da eklemek mümkündür.

Hristiyan devletlerinde böyle korsanları vardır... en dehşetlileri: gayeleri kuruluşları ve hayatiyetleri için tek maksat olarak Türk gemilerini hedef almış olan Saint Jean (Hazreti Yahya ) şövalye tarikatıdır. 1523 ‘te Kanuni tarafından Rodosun zaptı ile buradan kovulan bu tarikat birkaç yıl sonra Charles Quint tarafından Malta’ya yerleştirilmiştir. Papa’nın himayesinde fakat müstakil bir askeri tarikattır. Onlarda öğretisinde Türk korsanları gibi ölmeden silah teslim etmemek vardır. Silahlarını ancak cesetlerinden almanın mümkün olduğu rivayet edilir. Hollanda, Portekiz, İngiltere gibi denizci devletlerinde Türk korsanları ile mukayese edilemeyen korsan teşkilatları vardır. Ancak Akdenizde Türk korsanları ile rekabet edebilen tek güç Saint Jean şövalyeleridir. İngiliz, Fransız, Hollanda korsanları daha çok Karayip Denizi’nde İspanya gemilerini hedef almıştır. En büyük Türk korsanları olarak Oruç Reis, Hızır Reis, Turgut Reis, Burak Reis, Murat Reis, Küçük Murat Reis, Koca Murat Reis, Karamürsel Bey tarih sayfalarında yerini almıştır.

              Bu sitenin bütün hakları saklıdır - copyright © 2009 - gezmek.org    

to Top of Page