Köy halkı,
Köy, geleneksel örf ve adetleri, kendine has bir yönetim kuruluşu olan, nüfusu birkaçyüz veya birkaçbinle sınırlı, dağları taşları, yaylaları ovaları olan, insanların belli bir sebepten dolayı eski zamanlarında ayrılıp daha sonra tekrar dönmek istedikleri yegane mekanlardan biridir, bu mekan kimilerinde yoktur, gurbetten gelmişlerdir, göçmendirler yada köy diye belcik veya kadıköy, yada halkaçayırdan başka gidecekleri bir köy olmadığı için işyerinde yada samimi bir arkadaşlarının memleketlerini ziyaret edip kendilerine uygun bir köy seçerler, kimi zaman da doğduğu köyden ayrılmak, göçüp gitmek son derece pişmanlık verir insana.
Köy, ne olursa olsun doğduğunuz yerdir... onu olduğu gibi kabul ederseniz şehirden küçük hayattan büyüktür... ama zamanında kıymeti bilinmez, vakti geldiğinde ne yaparsanız yapın elinizden alınan bir memlekettir... ve neticede köy, sizi veren sizi tekrar isteyen toprakların adıdır.
Bazende hayatın temellerini öğrenip, sonra konuşmalarıyla, davranışlarıyla dalga geçilen yaşlı insanlar gibidir... ama ne olursa olsun bir başkadır köy, yaz mevsimleri gece bacada yatılır, yıldızlar sayılır, sabah kuşluk vakti kuzular otlatılır, 12-13 yaşlarında dağlara oduna, sonra çimmeye gidilir, bayramlarda şeker toplanır, halaylar çekilir düğünlerde, silahlar atılır, ayşeye fatmaya aşık olunur köyde, ama delikanlıdır, merttir anadolu çocuğu, sonra askere gidilir, kınalar yakılır, yaşı yirmi boynu değirmi olmuştur o delikanlının... köy hayata katlanmanın ta kendisidir, köy gariptir, çilelidir, ıssızdır, ama neşelidir, soğan ekmek çökelek, bulgur aşı yenir orda, yaz aylarında çalhama içilir tırpanda...
Köy öyle bir mekandır ki, Sivasın, Trabzon'un, karadenizin rakımı yüksek haneli yaylasında yada akdenizin yörük obalarında veya iç anadolunun bozkırlarında hiç bir ağacı falan olmayan bir mera bile olsa herkesin sevmesi için kendince nedenleri olan bir yerdir, geleneksel yaşamın sürdüğü köy aslında geçmişin birikimlerini yansıtır size, bazen kalmak istersiniz, bazende gitmek...
Bazen insanlar samimi, bazende değildirler bunlar tamamen şakaya alınmış, efsaneleşmiş sözlerdir, kapitalizm, para düzeni köylere kadar girmiştir, sadece köyde yaşayan insanların ellerindeki likit para düzeyi az oldugu için şehirli insanlardan sadece daha az kapitalist olmalarından dolayı yaşamlarını devam ettirirken şehirliler kendilerini samimi falan bulurlar ama kazın ayagı öyle değildir.
Sen samimi isen her yerdeki insan sana samimidir, zaten bu yüzden köye falan gidersiniz, herkese güvenmek gibi bir gaflete düşmeyelim, toprak çektiği için, havası suyu doğası için gidersiniz oraya, köyde sosyal yaşantı muhabbet yoğun olur ama insanlar aşırı derecede dedikodu yaparlar, tamam şehirlerde de vardır dedikodu ancak burada yüzdeye vurursak daha çoktur,
Parayı bulmadan sakın ha, hadi gel köyümüze geri dönelim moduna falan girmeyin perişan olursunuz, bu yüzden sıkı bir para ile gidin, yoksa batmışta bu yüzden gelmiş köyüne diye laflar çıkar, tüm bu sözler olurken aynı zamanda fabrika kuracakmış, yada define aramaya gelmiş, araştırma yapıyormuş gibi sözlerde çıkar, ikisine de bakıp gülersiniz.
Avrupaya gittiğiniz için, sanki Avrupa da para çok kolay kazanılıyor, insanlar sizden nedense kendilerine para bagışlamanızı isterler, bunu direkt söylemezler, hatta direkt paranızı da almazlar, ama çeşitli yöntemleri vardır burada yaşayan insanların. Şahsen gidecekseniz kendi köyünüz değilde yabancı bir köye gidin, ama o zamanda uğursuz adam kendi köyü dururken neden bizim köye gelmiş, lafları ortalıga çıkar, en iyisi siz emekli olunca yada olmadan pek köye falan gitmeyin.
Köyde yaşantımızı, tutum ve davranış biçimlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi yansıtan, en önemli öğelerin başında kültür ve manevi değer yargılarımız gelmektedir. Gelenek ve görenek, örf ve adetler, kültür, din ve benzeri değerler zamanla kazanılabilen öğelerdir, uygarlık ise bilim ve tekniğe bağlı olarak değişebilen değerlerden biridir. Ancak kültür, toplumlarda asırlarca süregelen, gelenek göreneklerini uygarlığın etkisinde devam ettire gelmiştir. Günümüzde yeni teknolojilere bağlı medeniyet, yaşantı değerleri değişse de, kültür değerlerinden taviz vermeyen toplumlara sıkça rastlamak mümkündür.
Köy halkının kültürel değer yargılarına verdiği önemi vurgulayan "Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır" atasözünden bu açıkça anlaşılmaktadır. Bu bağlamda güzel Türkiyemiz, farklı kültürlerin harmanlanıp, mozaikleşmesiyle meydana gelmiş eşsiz güzellikte bir ülkedir. Teknoloji de ileri olan ülkeler, bu değer yargıların gökdelenlerle, makinalarla elde edilemeyeceğini artık anlamışlardır. Aslında bu ülkeler, günümüz dünyasında, daha da huzurlu ve müreffeh bir toplum tipi oluşturmayı tartışmaktadırlar.