
Gerek görüntü bakımından gerek sahip olduğu teknolojik üstünlük bakımından en çok sevdiğimiz spor arabalardan biri de Aston Martin'dir... bu arabalar henüz daha üç beş yıl öncesine kadar dikkatimizi o kadar çekmemişti... DBS modeli piyasaya çıkınca arabadaki gizli meziyetler ortaya çıkmaya başladı... bu araba aslında araba değilde bir isviçre saati sanki... en kücük detaylarına varana kadar kullanılan teknik, iç ve dış dizaynda uygulanan harmonik çizgi hatları uyum içinde arabaya öylesine oturmuş ki, otomobil tarihinde bugüne kadar hiç alışık olmadığımız bir trend çıkmış ortaya, bazi arbalar vardır ki önü çok güzel ama arka lambaları malesef uymamış... özellikle BMW de çok rastlanır bunlara... bazı arbalar da, dışardan çok güzel ama iç tasarımı hiç uymamış... bu iki temel faktörü bir arda ahenk içinde tasarlayabilen araba bu işte... üstelik canavar gibi güçlü bir araba...
Yukarı en üst resimde gördügünüz 2009 yılı için tasarlanmış bir konsept modeli aynı zamanda... esas klasik Aston Martin DBS modelini bundan sonra ki sayfalarda görebilirsiniz... alttaki resim de bizim üzerinde durduğumuz DBS modelinin iç görüntüsü...
Resime bakılınca genelde siyah renklerin hakim olduğu, biraz agresif ama, son derece genç ve dinamik bir ortamı vurgulayan çizgi hatları arabanın kimlere vaya kimler için dizayn edildiğini ön plana çıkarıyor... şimdi bu arabaya uzaktan şöyle bir bakacak olursak, direksiyon arkasında evli çoluk çocuk sahibi bir sürücü düşünemeyiz... bu arabanın içinde olsa olsa kariyer sahibi aynı zamanda işinde gücünde son derece başarılı bir genç adam oturuyor olabilir... birde doktor, sanatcı, yada futbolcu, veya zengin tayfasından bir elit tabaka sakinleri oturuyor olabilir... tam aksine arabanın içinde... kravatlı takım elbiseyle bir iş adamı yada kazağın kolları dirseklere kadar sıvalı 18-20 yaşlarında genç bir delikanlıyı kesinlikle bu arabanın içinde düşünemeyiz...
Arabası neyse, sahibi de odur sloğanı devreye girer bu tablo için ... en azından Avrupa ve Amerika'daki araba üreticileri bu anlayışla piyasalara hakim olmak isterler... orta çapta bir üretici arabayı tasarlamadan önce bir yıl, iki yıl o model için piyasanın nabzını yoklar, gerekli araştırmalar yapar... hatta bu süreç daha uzun sürebilir... en sonunda bir konsept model yaratarak araba fuarlarında o arabayı halkın beğenisine sunarlar, neticede başarılı bir model olacaksa ancak seri üretime geçerler... araba piyasalarında esas izlenen trend bu şekilde devam eder... aslında halkın satın alma gücü paralelinde yada satın alıcı kitlesinin ekonomik beklentileri doğrultusunda araba modelleri piyasalarda yeni sahiplerine ulaşabilir.