Halk Müziği - Yerel Müzik
Bir yörenin yerleşik insanları tarafından üretilen, severek söylenen ve çalınan, o yöre insanının ortak yapıtı haline gelen ve kulaktan kulağa aktarılarak yaşatılıp günümüze kadar ulaşan müziklerdir.Bu müzikler yerel kültürlerin izlerini taşır ve yaratıcılarının adları çoğunlukla belirsizdir.
Ülkemiz halk müziği, tarihin eski zamanlarından bugüne değin Anadolu ve Rumeli'de yaşamış bütün uygarlıkların, kendilerine özgü kültürel değerlerini biriktirerek ve yörelere göre kültürel farklılıkları içinde barındırarak oluşan ve sonuçta zenginlik ve çeşitliliği ile tüm dünyada ender görülen bir yapıdadır.
Halk Müziğimiz, bölgesel özellikleri bakımından çok çeşitlilik ve farklılık gösterse de, genel bir sınıflama açısından İstanbul ve Rumeli, Ege, Orta Anadolu, Güney-Doğu Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz, Akdeniz olmak üzere 7 bölge içinde toplanarak incelenebilir. Bununla birlikte, aynı bölge içinde yer alan kimi kent, merkez ya da yöreler arasında önemli farklar bulunabileceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Halk Müziğimizdeki Biçim, Dizi ve Ritm Türleri ile Kullanım Alanları
Başlıca Sözlü Müzikler, Türleri Bakımından: Türkü, Koşma, Semâî, Varsağı, Mâni, Destan, Deyiş, Uzun Hava, Bozlak, Ağıt, Hoyrat, Maya, Boğaz (Gırtlak) Havası, Teke Zortlatması, Ninni, Tekerleme v.b. başlıklarını taşır.
Bunlardan, belli bir ölçü ve ritmik yapıya bağlı kalmaksızın serbestçe ve doğaçlama biçiminde söylenenlere “Uzun Havalar”, bir ölçü ve ritmik yapıya bağlı olanlar ise “Kırık Havalar” başlığı altında toplanır. Her iki türün bir arada kullanıldığı da olur.
Başlıca Çalgısal Müzikler, Oyun Havaları İse: Halay, Bengi, Karşılama, Zeybek, Horon, Bar v.b isimlerle anılır. Halk Müziği Dizileri. Türk Halk Müziği ezgileri, geleneksel Osmanlı Sanat Müziği ile aynı ses sistemine ve ezgi modüllerine sahip ise de, “Makam” adı verilen ezgi tipleri, Halk Müziğinde, yörelere göre: Beşirî, Garip, Kerem, Misket , Müstezad v.b. gibi değişik isimler ile anılırlar.
Halk Müziğinde Ritim / Ölçü
Halk müziğinde kullanılan ritim kalıpları olarak 2/4, 4/4, 3/4 gibi basit, 5/8, 7/8, 9/8, 7/4, 5/4 gibi aksak, 8/8,10/8,12/8 v.b. gibi karma ölçüler kullanılmaktadır.
Halk Müziği Kullanım Alanları
Doğumdan ölüme kadar insan yaşamının sevinçli ya da hüzünlü tüm evrelerinde ve bir çok alanda halk tarafından çeşitli tür ve biçimde ezgiler yaratılmıştır. Türk Halk Müziği'nin oluşumunda ve yayılmasında, saz çalarak ezgiler, şiirler okuyan “Halk Ozanları”nın / “Aşık”ların / “Saz Şairleri”nin payı çok büyüktür.
Kendine özgü ve değişik ezgilerle söylenen Türkü zamanla anonimleşen bir nazım biçimidir. Türküler ana dörtlüklerle, onu izleyen nakaratlardan oluşur. Türkülerdeki dörtlüklere Bent adı verilir. Nakaratlar, halk dilinde bağlama ve kavuştak olarak adlandırılır. Türküler yukarıda saydığımız nazım biçimlerinin aksine hece vezninin her kalıbıyla söylenir. Yani hece sayısı itibariyle bir sınırlama olmaz. Mahmut Ragıp Gazimihal, ezgilere göre usulsüz ve usullü türküler olarak iki ayırım yapar. Usulsüz olanlar; divan, bozlak, koşma, hoyrat ve Çukurova'yı içine alan uzun havalardır. Usullü olan türküler grubunda ise genellikle oyun havaları yer alır ki bunlara Konya'da oturak havası, Urfa'da kırık hava adı
verilmektedir.
Türklerde işlenen konulara göre de sınıflama yapan yazarlarımız vardır. Bu sınıflama şöyledir: Ninniler, Çocuk Türküleri, Doğa Türküleri, Aşk Türküleri, Kahramanlık ve Askerlik Türküleri, Tören Türküleri, İş Türküleri, Karşılıklı Türküler, Ölüm Türküleri, Oyun Türküleri, Tabiat ve Hayvan Türküleri, Zeybek ve Derebeyi Türküleri, Cinayetler ve Acıklı Olaylarla ilgili Türküler, Güldürücü Türküler, Yemek ve yiyecekle ilgili Türküler.
Yapılarına göre Türküleri sınıflandıran yazarlar da Türkülerin bent kavuştaklarını gözönünde bulundurmuşlardır. Bu tür sınıflama şöyledir: Bentleri dörtlükleriyle kurulan türküler, Bentleri dörtlüklerle kurulan türküler, Bentleri üçlüklerle kurulan türküler, Bentleri beyitlerle kurulan Türküler. Türkiye'nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidini göstermek için, en çok kullanılan ad "türkü"dür. Türkü kelimesinin, Türk adının sonuna, Arapça ilgi eki olan "i" ekinin getirilmesiyle ortaya çıktığı anlaşılır.Türki: Türkle ilgili, Türk'e özgü anlamında kullanılır. Kökü, onbeşinci yüz yıla Horasan'a kadar dayanır. Türkünin belli bir şekli yoktur. Bir koşma, bir semai, bir destan ya da herhangi bir halk şiiri türkü ezgisiyle söylendiğinde türkü olur. Bu yüzden türkü tipinin en belirgin özelliği "melodisidir".
Bunun dışında, türküyü diğer halk şiiri türlerinden ayıran bir özellik de her ezginin sonunda bulunan kavuştaklardır (nakarat). Kavuştaklar her ezgiden sonra tekrar edilen ikilik (ya da daha çok) dizelerdir. Türkülerin büyük çoğunluğu anonimdir ya da ağızdan ağıza söylenirken söyleyeni kaybolmuştur. Türküler bu şekilde halkın malı olurlar. Türküler çoğu kez, bir doğa olayı ya da bir kahramanlık karşısında doğar ve yayılırlar. Türküler, doğdukları bölgenin özelliklerini koruyamazlar. Taşındıkları bölgelerde kişilerin, yer adlarının, hatta konuların bile değiştiği görüldüğü için, nerde doğduklarını saptamak güçleşir.